su.gen.tr https://www.su.gen.tr Su, Suyun Önemi ve Suyun Özellikleri tr-TR hourly 1 Copyright 2018, su.gen.tr Thu, 11 Jul 2013 00:00:00 +0000 Tue, 18 Dec 2018 00:00:00 +0000 60 Suyun Yoğunluğu https://www.su.gen.tr/suyun-yogunlugu.html Fri, 16 Nov 2018 05:40:22 +0000 Suyun yoğunluğu, birim hacme düşen kütlesidir. Özkütle olarak ta bilinir. Moleküllerden oluşan her maddenin bir özkütlesi vardır. Yoğunluğun formülasyonu ise;d:M/V dir. Burada "d" yoğunluk, "M" cismin kütlesi, ""V" ise ci Suyun yoğunluğu, birim hacme düşen kütlesidir. Özkütle olarak ta bilinir. Moleküllerden oluşan her maddenin bir özkütlesi vardır. Yoğunluğun formülasyonu ise;
d:M/V dir. Burada "d" yoğunluk, "M" cismin kütlesi, ""V" ise cismin hacmidir. Yoğunluk, sıcaklığa göre değişkenlik gösterir.Sıcaklık arttıkça genleşmeye bağı olarak hacim artar. Hacim artınca da yoğunluk azalır. Örneğin, 19 litrelik bir damacana suyu kaynatırsak, suyun yoğunluğu azalacağı için, ağırlığında yaklaşık olarak 1,29 kilogramlık bir düşme söz konusu olacaktır.

Suyun Yoğunluğu Ne Kadardır
Suyun yoğunluğu 1 gr/cm3 olarak ele alınır. Bu değer; suyun 4 C 'de, deniz seviyesi atmosferik basınç altındaki özkütle değeridir. Diğer sıcaklıklarda suyun özkütleleri söyle sıralanabilir (deniz seviyesinde standard atmosfer basıncı altında)
  •      0 C: 0.99987 gr/cm3
  •      4 C :1.00000 gr/cm3
  •   4.4 C: 0.99999 gr/cm3 
  •    10 C: 0.99975 gr/cm3
  •    21 C: 0.99802 gr/cm3
  • 32.2 C: 0.99510 gr/cm3
  •    60 C: 0.98338 gr/cm3
  • 71.1 C: 0.97729 gr/cm3
  • 82.2 C: 0.97056 gr/cm3
  • 93.3 C :0.96333 gr/cm3
  •  100 C: 0.95865 gr/cm3
Buz ve Suyun Özkütle Açısından Karşılaştırması
Mesela buz dağlarını ele alalım. Buz dağları suyun üzerinde yüzerler ama batmazlar, çünkü buzun yoğunluğu suyun yoğunluğundan düşüktür. Bu aslında bir doğa harikası durumdur. Nedenine gelince, suyun donma noktasında daha düşük özkütlesinin olması canlıların yaşayabilmesini sağlamaktadır. Şöyle ki, eğer su donma noktasında daha yüksek yoğunluğa sahip olsaydı; su kaynaklarının olduğu yerlerde (göl vs) su alttan başlayarak donacak ve içinde yaşayan canlılar ölecekti. 

Suyun Yoğunluğu
Neden 4 C deki suyun yoğunluğu,  0 C deki suyun yoğunluğundan daha fazladır
Normalde ısı arttıkça düşmesi beklenen özkütle, su 0 C den 4 C ye gelince artar. Bu tamamen sudaki Hidrojen molekülllerinin birbirleri ile bağlanma şekli ile ilgilidir. Su donma noktasında kristal bir yapı oluşturur. Bu kristal yapıdan dolayı moleküller  arası boşluklar oluşur ve daha fazla yer kaplalarlar. Böylelikle hacim artmış olur ve suyun yoğunluğu azalır.]]> Suyun Klorlanması https://www.su.gen.tr/suyun-klorlanmasi.html Fri, 16 Nov 2018 06:02:59 +0000 Suyun klorlanması, suyun dezenfeksiyon işlemlerinden bir tanesidir. Su sisteme verildikten sonra mikroorganizmalarla kontamine olabilir. Bunu engellemek için arıtma tesislerinde filtreden geçtikten sonra su sisteme girdikten sonra bulaşa Suyun klorlanması, suyun dezenfeksiyon işlemlerinden bir tanesidir. Su sisteme verildikten sonra mikroorganizmalarla kontamine olabilir. Bunu engellemek için arıtma tesislerinde filtreden geçtikten sonra su sisteme girdikten sonra bulaşabilecek mikroorganizmaların üremelerinin önüne geçilir. Dağıtım sistemi içinde depolarda bulunan suyun klorlanması belli aralıklarla yapılarak dezenfeksiyona devam edilir.

Klorun bakteriler üzerinde bakterisit etkisi vardır. Bunu da glikoz oksidasyonunu engelleyerek ve enzim aktivasyonunu azaltarak gerçekleştirir. Klor, basit anlatımıyla suda çözündüğünde hipoklorik ve hidroklorik asit ortaya çıkar. Hipoklorik asit ( HOCl) ve hipoklorit iyonlarının yoğunluğu serbest klor olarak tanımlanır. Ortam pH değerinin ayarlanması ile elde edilen HOCl ve klorun amonyak ile birleşmesinden oluşan türevleri çok güçlü bakterisit etkiye sahiptirler ve bu şekilde 1900 un başından beri dezenfektan olarak kullanılmaktadır.

Dezenfeksiyon Metodu olarak Suyun Klorlanmasının Avantajları
  • Klorlama işlemi geniş bir mikroorganizma çeşidi üzerinde etkilidir.
  • Rezidüel dezenfeksiyon (ikincil dezenfeksiyon) yaparak süreklilik sağlar.
  • Tat, koku ve kimyasal anlamda kontrol sağlar.
  • Sudan kaynaklanan hastalıklar ile suyun klorlanması işlemi ve diğer dezenfektant maliyetleri kıyaslandığında klorlamanın ekonomik katkısı tartışmasız daha fazladır.
  • Yüzme havuzlarında ve depolarda da kullanılarak çok yönlü kullanım alanının olması klorlamayı diğer yöntemlere göre avantajlı kılmaktadır.
Şebeke Suyunun Klorlanması
Ülkemizde içme suyunun standartlarını Sağlık Bakanlığı belirlemekte ve yerel yönetimler de dezenfeksiyon işlemlerini yürütmektedirler. Dünyada ishal vakalarının çok önemli bir bölümü sudaki mikroorganizmalardan ve ölüme varacak kadar ciddi sonuçlar yaşanmaktadır. Şebekelerdeki suyun klorlanması işleminde sınırlar yasalar ile belirlenmiş olup, yönetmelik gereği şebekenin uç noktalarında rezidüel klor miktarı 0.5 ppm olarak tayin edilmiştir.

Suyun Klorlanması
İçme-kullanma suyu temini basitçe şu aşamalardan oluşur:
  • Suyun içindeki partiküller bir araya getirilir,
  • Bir araya gelen partiküller sedimantasyon ile dibe çöker,
  • Filtreleme yapılarak dibe çökmeyen diğer parçacıklar da elenir,
  • Katı maddeler atıldıktan sonra mikroorganizmaları yok etmek için klorlama ile dezenfeksiyon yapılır. Biyolojik arıtma yapılıyorsa, biyolojik arıtmadan sonra klorlama yapılması uygundur.
Şebekede tam ve sürekli kontrol sağlanamıyor ve bütünlük yoksa suyun klorlanmasının hayati derecede önemi vardır.

Yüzme Havuzundaki Suyun Klorlanması
Küçük havuzlara el ile klor tatbiki rahatlıkla yapılırken büyük havuzlarda bir klorlama sistemi kurulmalıdır. Kişisel havuzlarda 0.4 - 0.6 ppm, umuma açık havuzlara en çok 1.5 ppm klor kalacak şekilde suyun klorlanması sağlanmalıdır.
Uzun süre aktivitesini koruduğu için tablet klor tercih edilmelidir.

Kuyulardaki Suyun Klorlanması
Kullanım öncesinde kuyular %35 oranında klor içeren, klor kaymağı olarak adlandırılan, sodyum hipoklorit ile 24 saat boyunca dezenfekte edilir. Sonrasında kuyu suyundaki klor seviyesini 1mg/l ye düşürmek amacıyla kuyudaki su tahliye edilir. Sudaki klor miktarı ayarlandıktan sonra ya kuyu çıkışına klor cihazı ya da kuyunun içine klor koyarak düzenli bir şekilde kuyudaki suyun klorlanması sağlanır. 

Depolardaki Suyun Klorlanması
Su sirkülasyonu sürekli olan depolarda su çıkışında gün içinde klor miktarı tayin edilir ve ona göre klorlama yapılır. Böyle depolardaki suyun klorlanması basit bir klorma düzeneği veya klorlama cihazı ile gerçekleştirilir.
]]>
Balıklar Suda Nasıl Solunum Yapar https://www.su.gen.tr/baliklar-suda-nasil-solunum-yapar.html Fri, 16 Nov 2018 22:16:41 +0000 Balıklar suda nasıl solunum yapar, balıklar suyun içinde yaşayan deniz canlılarıdır. Bunlar oksijeni solungaçlarıyla alıp vererek solunum yaparlar. Her canlının organizması hücrelerinde oksijen kullanır. Hücrenin Balıklar suda nasıl solunum yapar, balıklar suyun içinde yaşayan deniz canlılarıdır. Bunlar oksijeni solungaçlarıyla alıp vererek solunum yaparlar. Her canlının organizması hücrelerinde oksijen kullanır. Hücrenin içindeki maddelerin oksidasyonuyla ısı ya da enerjiyle karbondioksit üretilir. Bu karbondioksitin oksijen ile değişimi gerekmektedir. Balıklardaki solunum sisteminde, suyla kan damarları arasında dış solunum ve kanla dokular arasında iç solunum yapılmaktadır. Solunumda kullandıkları organları özel olarak gelişmiş olan solungaçlarıdır. Solungaçlar kemikli balıklarda iki tarafta 4 solungaç yayı üstünde, lampiridlerde 7 solungaç yayı üstünde gelişmiştir. Solungaç boşluğunda yerleşen solungaçlar, çoğunlukla operkulum adı verilen bir örtüyle korunur. Bir solungaç yayında konkav tarafında sayıları ve büyüklüğü türlere göre değişim gösteren solungaç dikenleri, diğer tarafta kılcal kan damarlarıyla donatılan solungaç lamelleri bulunur. 

Balıklarda dış solunum nasıl gerçekleşir

Dış solunumda suda erimiş olan oksijenin kan tarafından alınması ve kanda bulunan karbondioksitin suya verilmesi, solungaç lamellerinde bulunan kan damarlarıyla sağlanır. Her solungaç yayında lameller çift sıralı olarak bulunur. Balıklar solungaçlarının devamlı olarak nemli kalmasını sağlamak için, ağızlarını sürekli olarak açıp kapatırlar. Bu sırada solungaç kapakları sürekli olarak su sirkülasyonunu sağlayabilmek ve bunun solungaç boşluğunda devamının sağlanması için belirli bir zamanda açılırlar ve kapanırlar. Solungaç lamellerinin kılcal damarlarla donatılması nedeniyle, ağızdan giren suyun içinde bulunan oksijeni tutar ve dokulardan getirdiği karbondioksiti suyun içine bırakır. Bu sırada oksijeni alınan su açılan operkulumlar tarafından dışarıya atılır. Balıklarda genellikle solunum organı solungaçlardır. Ancak bazı türlerde bağırsak içinde bulunan özel kıvrıntılar solunuma yardımcı olur. Bu yüzden bu balıklar oksijensiz kalma durumunda, daha dayanıklı olan türler olarak kabul edilir. Nemacheilus bu türde balıklardandır.

Balıklar Suda Nasıl Solunum Yapar

Solungaçların solunumdaki etkisi

Solunum sırasında oksijenin alınması ve karbondioksitin verilmesi için, solungaçların sürekli olarak nemli kalmaları gerekir. Bu yüzden balıklar suyun içinden çıkarıldıklarında, havada fazla miktarda oksijen bulunmasına rağmen, suyun dışında olan balıklar havasızlıktan etkilenerek boğulur ve ölürler. Balıkların solungaçları nemli olarak tutulursa, havada olan oksijeni kullanarak solunum yapabilirler. Bu yüzden bazı balık türleri rutubetli yosunlar arasında tutularak, canlı bir şekilde uzun mesafelere götürülebilir. Bu balıkların içinde yayın, cyprinus carpio gibi türler vardır.

Balıklarda solunumdaki farklılıklar

Kemikli balıkların hepsinde solunum operkulum ile tutulan 4 çift solungaç takımıyla sağlanırken, Lamperta fluviatilis türünde biraz daha farklıdır. Bunlarda solungaç sayısı 7 çifttir. Bunların üzerinde yer alan operkulum adındaki kapakta tek değildir. Burada solunumda kullanılan su ağız boşluğunda olan bir kanalla solungaç boşluklarına girer, burada gaz alışverişi olduktan sonra solungaç yarığı adı verilen 7 küçük delikten dışarı atılır. Balıklarda da az aktif olan türler bulunmaktadır. Bu yüzden vücut ısıları devamlı olarak değişken olur ve bulundukları çevreye bağımlılık doğar. Bu etki yüzünden ılık sularda yaşayan akvaryum balıklarının ortamına birden çok soğuk derecedeki suyun karıştırılması halinde, balıklar vücutlarında ısı dengesini bu kadar kısa sürede kuramadıklarından, suyun yarattığı şok etkisiyle derhal ölürler. Balıkların bir kısmı oksijenli bataksı sularda, balçık içinde yaşadıklarından, oksijenden iyi şekilde yararlanmak için solunuma yardımcı özel yapılar geliştirirler. Solungaçların arkasındaki yerde bulunan labirent şeklindeki yapılar bulunan clarias türü balıklar bunlara örnektir.

]]>
Karbonatlı Suyun Zararları https://www.su.gen.tr/karbonatli-suyun-zararlari.html Sat, 17 Nov 2018 22:15:50 +0000 Karbonatlı suyun zararları konusuna değinmeden önce kısa bir bilgilendirme yapalım, bahsi geçen su fazla kilolardan kurtulmak amacıyla kullanılması önerilen bir yöntem olarak gündeme geldi. Ancak bu metodun bilimsel bir ta

Karbonatlı suyun zararları konusuna değinmeden önce kısa bir bilgilendirme yapalım, bahsi geçen su fazla kilolardan kurtulmak amacıyla kullanılması önerilen bir yöntem olarak gündeme geldi. Ancak bu metodun bilimsel bir tarafı olmadığını belirtmekte yarar var. Çünkü beslenme ve diyet konusunda uzman olan çoğu kişi bu yöntemin zararlı olduğunu belirtmektedir. Karbonatlı suyun zararları konusunda açıklanan en belirgin olumsuz etki fazla tüketilen bu suyun mide ülseri başta olmak üzere sindirim sisteminde birçok olumsuzlukların ortaya çıkmasında etkin rol oynamasıdır. Bu nedenle ne konuda olursa olsun konunun uzmanlarına danışılmadan yapılacak olan uygulamaların yarardan çok zararlı olabilecekleri unutulmamalıdır. Konuya daha fazla açıklık getirmek için karbonatlı suyun zararları konusunun neden gündemde önemli bir yer aldığını açıklamakla başlanabilir. Vücuda alınan besinlerin alkali oranını arttırması durumunda dengeli beslenme sağlanır. Dengeli beslenme sağlandığı zamanda vücut fazla kilo oluşmasını önleyici şekilde çalışır. Karbonatlı suyun zararları konusunda en fazla karşılaşılacak konu "alkali beslenme" konusudur. Çünkü dengeli beslenmeyi sağlamak alkali gıdalar ile mümkündür.


Karbonatlı suyun zararları :

  • Karbonatlı su hazırlamak için bir miktar sıcak suya karbonat katılır ve eritilir. Bu suyun alınan besinler ile vücudun artan asitliği düşürüleceği sanıldığından kullanılır
  • Vücuda yüksek oranda sodyum ve sıvı alımı gerçekleştiğinden kişilerde kalp yetmezliği oluşabilir
  • Karbonatlı suyun zararları arasında vücuda alınan sodyumun midede bulunan yaraları yenilemesi ve sindirim sisteminin düzenli çalışmasını aksatması da bulunur
  • Kilo verme olayı uzun zaman içinde olmalıdır. Bu nedenle aniden fazla kilo kaybının olması vücudun birçok açıdan düzensizleşmesi demek olur
Diyet uzmanları karbonatlı suyun zararları arasında bilimsel olmayan bir metot olduğunu belirtmektedirler.  Karbonatın fazla miktarlarda alınmasının birçok sağlık probleminin kaynağı olduğunu belirtmektedirler
Karbonatlı Suyun Zararları
Karbonatlı suyun zararlarından korunabilmek için alkali besinleri tüketmek oldukça etkilidir. Çünkü alkali beslenmek demek vücutta asitliği arttırarak fazla kiloların oluşmasına neden olan etkilerin ortadan kalması demektir. Peki alkali besinler nelerdir konusuna değinelim. Vücuda alınan besinlerin temel amacı hücreler için gerekli olan enerjinin sağlanmasıdır. Ancak alınan besinlerin asitlik oranını arttırması vücutta yağ birikmesine yol açar. Çünkü vücut yeterince alkali olarak tanımlanan besinler olmadığında bu yağları enerjiye dönüştürmez ve depolar. Karbonatlı su asitliği azaltır. Karbonatlı su bir yandan asitliği azaltır ama diğer yandan alkali oranını artırır düşüncesiyle tüketilir. Karbonatlı suyun zararlarının ortaya çıkmasını sağlayan bu düşünce şeklidir.  Karbonatlı suyun zararları arasında kişide kalp yetmezliği oluşma riski olduğunu belirtmiştik.  Karbonatlı su fazla alınırsa vücudun beslenme dengesini bozacağından kan pompalama görevini yürüten kalbin yükünün artmasına neden olur ve sonuçta zayıflayayım derken kallp hastalığı riki ortaya çıkabilmektedir.
]]> Suyun Genleşmesi https://www.su.gen.tr/suyun-genlesmesi.html Sun, 18 Nov 2018 00:49:01 +0000 Suyun genleşmesi fizik kuralları dahilinde anlaşılabilir kılınabilir. Fizik kurallarına göre herhangi bir maddeyi ısıttığınızda yada basınç uygulandığında madde genişler ve hacminde artma meydana gelir. Hacimdeki artış ge Suyun genleşmesi fizik kuralları dahilinde anlaşılabilir kılınabilir. Fizik kurallarına göre herhangi bir maddeyi ısıttığınızda yada basınç uygulandığında madde genişler ve hacminde artma meydana gelir. Hacimdeki artış genleşme olarak adlandırılmaktadır. Aslına bakılırsa tüm maddelerde genleşme meydana gelir. Yani başka bir deyişle maddenin katı, sıvı yada gaz halinde olması fark yaratmaz.  Suyun genleşmesi  diğer maddeler ile karşılaştırıldığında oldukça sıradışı bir durum gözlenir. Su 0 derece ile +4 derece arasında hacim değişikliği gösterir ve sıcaklık +4 dereceye ulaştığı zaman suyun hacmi en yüksek değerine ulaşır. Suyun genleşmesi bu özelliğe bağlı olarak suyun yoğunluk değeri en düşük seviyeye ulaşır. Suyun genleşmesi esnasında görülen bu sıra dışı olay doğadaki yaşam dengesi bakımından oldukça hayati bir önem taşır ve sıra dışılık suyun anormalliği olarak adlandırılır.

Suyun genleşmesi sırasında fizik kurallarına aykırı olarak gerçekleşen anormallik suyun 0 derecenin altında iken de genişlemesini ve hacminde artış olmasını sağlar. Donan suyun genleşmesi olayının hayati önem taşıması meydana gelen anormallik sayesinde buzun suda batmasını önler. Eğer buz sudan daha ağır olsaydı kışın hava sıcaklığı 0 dereceden düşük olan bölgelerdeki denizlerin ve göllerin bir kalıp halinde tamamen donmasına yol açardı. Oysa suyun genleşmesi esnasında görülen anormallik göl ve denizlerde sadece suyun üst tabakasının donmasının gerçekleşmesini sağlamaktadır. Bu sayede göllerde ve denizlerde yaşam son bulmaz ve derinliklerde yaşam devam eder. Suyun genleşmesi esnasında fizik kurallarına aykırılığın neden olduğu durumları maddeler şeklinde sıralayabiliriz.Suyun Genleşmesi
  • Suyun genleşmesi diğer maddelerin genleşmesi gibi olsaydı sıcaklık 0 derece ve altına indiğinde tüm deniz ve göllerin tamamen donmaları gerekirdi. Buz kalıbı haline gelen sularda yaşamın tamamen sonu gelirdi
  • Donan su buz haline gelir ve buz sudan hafif olduğundan batmaz. Bu nedenle suyun genleşmesi sırasında görülen anormal durum dünyadaki ani ısı değişimlerini de engeller. Çünkü suya batmayan buz tabakası alt tarafındaki suyun sıcaklığının sabit kalmasını sağlar
  • Suyun genleşmesi buzun suya batacak kadar ağır olmasına yol açsaydı dünyada bulunan tüm suların bir seferde donmasına neden olurdu. Suyun genleşmesi bu bakımdan dünyada buzul devrinin tekrar yaşanmasına neden olurdu
  • Suyun genleşmesinde görülen özellik suyun termal iletkenlik derecesi ile de ilgilidir. Suyun iletkenliği bilinen diğer tüm sıvılardan 4 kat daha fazladır
  • Suyun genleşmesi sırasında görülen anormallik suyun üstten başlayarak donmasına yol açar. Bu farklılık sularda yaşayan canlıların sıcaklık değişimlerinden etkilenmeden belirli derinliklerden itibaren yaşamalarını sağlar
  • Suyun genleşmesi için verilmesi gereken termal ısı diğer sıvıların çoğundan yüksektir
  • Suyun üstten donma özelliği denizlerin ve göllerin üst tabakalarının buzla kaplı olmasına rağmen buz tabakasından sonra suyun sıvı olarak kalmasını sağlar. Bu özellik suyun genleşmesi özelliğine bağlı olarak gerçekleşir
]]>
Suyun Hidrolizi https://www.su.gen.tr/suyun-hidrolizi.html Sun, 18 Nov 2018 13:37:47 +0000 Suyun Hidrolizi, Hidrolizi işlemi suyu oluşturan hidrojen ve oksijen elementlerini birbirinden ayrıştırması sonucunda oluşan bu kimyasal işleme hidroliz denir. Hidroliz, su ile bir kimyasal bağın parçalanmasıdır. Baz Suyun Hidrolizi, Hidrolizi işlemi suyu oluşturan hidrojen ve oksijen elementlerini birbirinden ayrıştırması sonucunda oluşan bu kimyasal işleme hidroliz denir. Hidroliz, su ile bir kimyasal bağın parçalanmasıdır. Bazı kaynaklarda hidroliz, moleküllerin su ilavesi ile de daha fazla sayıda parçacık oluşturması olarak da anlaşılır. Genel olarak hidroliz, kimyanın organik kimya bölümünde yerini alır. Hidroliz organik kimyada farklı fonksiyonlu gruplara dönüştürme işlemi için kullanılırken bile biyokimya da olan hidrolize ise parçalanan kısımlardan birine hidrojen atomu, diğeri ise oh grubuyla bağlanması sonucu oluşturulur. Hidroliz işleminin gerçekleşebilmesi oldukça zorlu bir aşamadır. Hidroliz işleminin olabilmesi için su ile bir etkileşim sağlayan kimyasalın bir şekilde suyun içine geçmesi gerekiyor. Aksi halde elektroliz işlemi gibi bir işlem olmayan hidrolizde, suyun parçalanması gibi bir durum olmayıp, daha çok sıvı fazlası oluşturan ve dinamik halde bir denge meydana gelir.

Bazı durumlarda da hidroliz işlemi suda çözünerek tam olarak örtüşme gösterebiliyor. Bunun yanı sıra elektrik enerjisi ile de yapılabiliyor. Hidroliz işlemi asit için yapılsa da, zaman zaman biraz farklılaşma görülebiliyor. Hidroliz, bir asit için uygulanıyorsa suda çözünen asit ile iyonlaşma sabiti gösteren Ka ve suyun iyonlaşma sabiti gösteren Ksu yardımıyla bir çözelti pH'i hesaplanır. Çözelti hesaplanması ise, pH=Ksu/Ka. Şayet çözelti bir baz çözeltisi ise bu çözeltinin Kb iyonlaşma sabitinden faydalanarak pOH olarak hesaplanabilir. Biyolojide ise, büyük moleküllerine su kullanılarak küçük moleküllere yani monomerlere ayrıldığı kimyasal reaksiyonlara denilir. Hidrolizde monomer sayısının 1 eksiği kadar su harcanmasıdır. Hidroliz genelde suların ayrışmasıyla gerçekleşir. Bu ayrışma da damıtma yöntemi ile yapılır.

Suyun Hidrolizi Tepkimesi Nedir

Hidroliz tepkimesi, su moleküllerinin parçalanmasıyla oluşan H+ ve OH- iyonlarının diğer maddeleri ile etkileştiği tepkimelerdir. Hidroliz tepkimesi, belirli atomlar içindeki kimyasal bağların koptuğu tepkimelerdir. Bu bağlar koptuğunda, atomları bir arada tutan bağ enerjisi, ısı enerjisi formunda netice verir. Böyle tepkimelere ekzergonik (ısı açığa çıkaran) terimi denir. ATP molekülü, 3 adet fosfat grubu taşıyan bir adenozin bileşimidir. Oluşabilmesi için ısı harcanması lazım (endergonik tepkime). Hidroliz işlemi sonucunda açığa çıkan ısı enerjisi için ATP molekülünün oluşması için kullanılıyor.

Suyun Hidrolizi

Hidroliz işleminin kendisi, bağ kopması ve bağ enerjisinin açığa çıkması özüne dayalı olduğundan, bu tepkime sonucunda ortaya direk ATP çıkması gibi bir durum değildir. Hidroliz tepkimeleri tam olabilir, fakat sınırlıdırlar ve dengelere tabi olurlar. Bununla birlikte, tepkime ortamını değiştirerek bunları tamamlanmış hale getirme olanağına sahiptir. Söz konusu tepkimeler yavaştır, fakat uzun süre kaynatma veya otoklavla, yani yaklaşık 150-200 C'lik sıcaklıklarda hızları artırılabilir. Katalizör kullanımı da hızın artmasını sağlar.

Tepkime örneği; Olaral renksiz bir sıvı olan fosfor triklorürle su arasındaki reaksiyon bir hidrolizdir. Çünkü her iki molekül cinsi de bölünür ve fosforöz asitle hidroklorik asit olur, her ikisi de eriyerek te durur. Suyun hidrojen iyonları, fosfor triklorürün klorlarına bağlanmış ve hidroksil grupları fosforla birleşmiştir. Bu eriyen su ve hidrojen kloru uçurulduktan sonra fosforöz asit geriye kalır.

]]>
Karbonatlı Suyun Faydaları https://www.su.gen.tr/karbonatli-suyun-faydalari.html Sun, 18 Nov 2018 19:29:03 +0000 Karbonatlı Suyun Faydaları, Teknoloji ne kadar çok ilerlese de bazı işlerimize yardımcı olarak eski usul yöntemleri deneriz. Karbonat kullanılması da bu yöntemlerin içinde önemli bir yere sahiptir. Genelde eski zamanl Karbonatlı Suyun Faydaları, Teknoloji ne kadar çok ilerlese de bazı işlerimize yardımcı olarak eski usul yöntemleri deneriz. Karbonat kullanılması da bu yöntemlerin içinde önemli bir yere sahiptir. Genelde eski zamanlarda birçok alanda kullanılmasıyla beraber günümüzde de faydaları bilinmekte ve hala kullanılmaktadır. Birçok kişi açısından hem ev temizliği hem vücut temizliği hem hamur yapımında kullanır. Gerçi bu kadar değerli bir materyal olması sebebiyle aslında bir açıdan tercih edilmesi de doğaldır. Karbonatın faydaları, da bu yöndedir. Karbonatlı suyun faydaları son zamanlarda adından sıklıkla söz edilen konuların başında karbonatlı suyun faydaları geliyor. Tümörü erittiği biliniyor ve bu konuda ciddi çalışmalar var. Yapılan araştırmalara göre; Amerikalı prostat kanseri olan bir adam, terminal safhada prostat kanseri teşhisi konmuş, kanseri kemiklere metastas yapmış ve doktorlar tarafından artık yapılacak bir şey yok diyerek gönderilmiş bir adamın, kendisinin 5 haftada düzenli olarak aç karnına içtiği bir bardak karbonatlı su ile tedavi ettiğini belirtmiştir.

Çoğu hastalıklar da, vücuttaki asit-baz dengesinden bozulmasından kaynaklanan kanserde buna dahil. Karbonat (baking soda-sodyum bikarbonat) vücuttaki pH seviyesini yükseltmekte birebir. Bahsi geçen adam karbonatlı su ile pH seviyesini 8 seviyelerine çıkarıp kanseriyle vedalaşıyor. Asiditeyini, karbonatlı su içerek nötrleyebiliyorsunuz. Ayrıca metabolizmayı hızlandırmanın yolunun vücudun asit baz dengesini alkali seviyeye çekmekten geçtiğini uzmanlar söylüyorlar. Bunu yapmanın en doğal yolu ise karbonatlı su içmekten geçiyor. Faydalarının yanında karbonatlı su aynı zamanda zayıflama sebebi ile de kullanılıyor. Bu yüzden hala dedelerimizden, ninelerimizden duyduğumuz bu madde kullanımı oldukça işe yarar, faydalıdır.

Karbonatlı Su Nasıl Hazırlanır; Bir su bardağı kaynar suyun içine ağır ağır 2 tatlı kaşığı karbonatı ekleyip, devamlı karıştırılır. Karbonat suyun içinde iyice eriyene kadar yapılır. Sonrasında da bu suyun soğumaya bırakılarak ya da beklemeden daha hızlı olması için soğuk suyla karıştırılır. İçilebilecek kıvama geldiğinde karbonatlı su hazırlanmıştır.

Karbonat İle Mayanın Cilde Faydaları; Pürüzsüz ve lekesiz bir cilde sahip olmayı, hangi kadın istemez. Bu yazımızdaki konumuz oluşumunla en etkili doğal yolla cilt yapısına dayanan pürüzleri silme işlemidir.

Kullanılacak malzemeler; 1 çay kaşığı yaş maya, 1 çay kaşığı karbonat, 10 damla su ile ıslatılır.

Karbonatlı Suyun Faydaları

Kullanım önerisi; Mayanın içine, karbonatı karıştırıp, 10 damla su ile ıslatılır. Elde edilen bu karışımı, yüz bölgesine sürülüp, 15 dakika sonra, ılık su, ile yıkanır. Bu uygulayıcı yöntemle, cilt yüzeyindeki gözeneklerin temizlenmesinde ve ciltte belirgin olan lekelerin de zamanla açılma sağlayacaktır.

Karbonatlı Suyun Faydaları;

  • Dişler fırçalandıktan sonra bir ölçek karbonatla fırçalanır. Karbonat, dişleri beyazlatıp ağız kokusunu da gidermektedir.
  • Karbonat kurumuş, çatlamış ya da halsiz ayaklara ve ayak kokularına da iyi gelmektedir. Sıcak suyun içerisine karbonatı ve sirkeyi döküp, ayaklarınızı 20 dakika kadar içinde bekletip, çıkarıldığında pamuk gibi yumuşacık olur.
  • Karbonat peeling yönünde malzemedir. Doğal anlamda sulandırılan karbonat ile yüz çevresine hafifçe masajı uygulanır.
  • Karbonat bir deodorant özelliğiyle koltuk aralarına sürüldüğünde terlemeyi ve kokulara önlem alır. Ayrıca dışarıdan alınan deodorantlara gerek kalmadan bu doğal yöntemle koltuk araları ipek gibi yumuşacık olur.
  • Sulandırılan karbonat güneş yanıklarından dolayı acıyı alır. Ayrıca hafif yanıklarda acıyı dindirebilmek için de kullanılır.
  • Kepek oluşumunu önleyebilmek için şampuanla yıkandıktan sonra karbonatla masaj yapılıp durulanır.
  • Midenizi rahatsızlığında]]> Saf Suyun Özellikleri https://www.su.gen.tr/saf-suyun-ozellikleri.html Mon, 19 Nov 2018 19:00:15 +0000 Saf suyun özellikleri arasında en önemlisi mineralleri de dahil içerisindeki tüm maddelerden ayrıştırılmış olmasıdır. Saf su genellikle 70 - 80 dereceye kadar ısıtılan suyun buharının yoğunlaştırılarak ayrı bir ka Saf suyun özellikleri arasında en önemlisi mineralleri de dahil içerisindeki tüm maddelerden ayrıştırılmış olmasıdır. Saf su genellikle 70 - 80 dereceye kadar ısıtılan suyun buharının yoğunlaştırılarak ayrı bir kaba aktarılmasıyla elde edilir, bu işleme distilasyon ya da damıtma adı verilir.

    Saf suyun evlerde, sanayide ve tıpta pek çok kullanım alanı vardır. Uçak motorlarından akvaryumlara, otomobillerin akülerine kadar heryerde saf su kullanımına rastlayabiliriz. Otomotiv sektörü, kozmetik endüstrisi, tekstil sektörü, içecek ve alkollü içecek endüstrisi de saf suyun kullanıldığı yerlerdendir. Hava nemlendirici cihazlar, uyku apnesi hastaları için kullanılan cihazlar ve soğutma sistemlerinde de saf su vardır. Tıpta enjeksiyon esnasında kullanılan ilaç çoğu zaman saf suyla inceltilerek uygulanabilir. Buharlı ütülerde de saf su kullanılır. Bazı laboratuar çalışmaları ya da endüstriyel işlemler iki kere damıtılmış saf su gerektirebilir.

    Saf Suyun Özellikleri
    Deniz suyundan başka su kaynağının olmadığı kurak yerlerde ya da su kaynaklarının çok kirliği olduğu yerlerde arıtma yoluyla elde edilen saf su içme suyu olarak da kullanılır. Saf su elde etme işlemi sudaki sodyum, kalsiyum, demir gibi önemli mineralleri yok ettiği için saf suyun içme suyu olarak kullanımı tartışmalıdır, bazıları sağlıklı olduğunu iddia etse de bazı doktorlar ve bilim insanları ise saf suyun içme amaçlı tüketiminin sağlıksız olduğunu belirtmektedir. İçme suyu amacıyla kullanılacak saf suya bazen dışarıdan mineraller eklenebilir. Saf suyun içiminin tek avantajı içerisindeki virüs ve bakterilerden arınmış olmasıdır. Bağırsak enfeksiyonu gibi durumlarda tercih edilebilir ya da normal içme suyunun yanı sıra iki günde bir saf su bir bardak tüketilebilir. 

    Saf suyun kokusu, tadı ve rengi yoktur. Günümüzde daha düşük maliyetli olduğu için endüstride saf su yerine deiyonize su da kullanılmaya başlanmıştır. Sertlik derecesi oldukça düşük olan yağmur suyu da bir çeşit saf su sayılır.  

    Antik Yunan'dan beri tarihte saf suyun bilindiği ve kullanıldığı ortaya çıkmıştır. Saf suyun ilk ortaya çıkışının deniz suyunun içme suyu haline getirilmesi amacıyla olduğu düşünülmektedir.

    Saf suyun bir özelliği de iletken olmamasıdır. Saf su elektrik akımının iletilmesini sağlayan serbest elektronları içermez, elektriği iletmez, yani nötrdür. 

    Saf suyun değerleri şu şekilde olmalıdır:
    Sıcaklık: 20 c
    Bulanıklık: <5
    Koku: Yok
    Tuzluluk: 0
    TDS (PPM): 0.01
    Karbonat (CO): <0.01
    Bikarbonat (HCO): <0.01
    Klorür (CL): <0.01
    Nitrat (NO): <0.3
    Sülfat (SO): <0.01
    Fosfat (PO): <0.01
    Kalsiyum (CA): <0.01
    Potasyum (K): <0.01
    Magnezyum (MG): <0.01
    Sodyum (NA): <0.01
    Demir (FE): <0.01
    ]]>
    Suyun Buharlaşması https://www.su.gen.tr/suyun-buharlasmasi.html Tue, 20 Nov 2018 11:41:13 +0000 Suyun buharlaşması; istisnasız tüm maddelerin özellikleri arasında bulunan hal değiştirme kuralının bir ürünüdür. Bilindiği gibi doğada tüm maddelerin sırasıyla katı, sıvı ve gaz hallerinde bulunduğu belirli sıcaklık ve Suyun buharlaşması; istisnasız tüm maddelerin özellikleri arasında bulunan hal değiştirme kuralının bir ürünüdür. Bilindiği gibi doğada tüm maddelerin sırasıyla katı, sıvı ve gaz hallerinde bulunduğu belirli sıcaklık ve basınç aralıkları vardır. Bir madde; içinde bulunduğu koşullar sonucunda hangi sıcaklık ve basınç aralığına dahil oluyorsa; o aralıktaki halinde olacaktır.Suyun buharlaşması da tam olarak bu prensiple ilgilidir. Sıvı halde bulunacağı sıcaklık ve basınç aralıklarından gaz halinde olması gereken aralıklara geçtiği anda suyun buharlaşması denen olay gerçekleşir ve sıvı haldeki su bildiğimiz buhara dönüşür. Burada bir dipnot olarak belirtmek gerekirse; suyun buharlaşması için sıcaklık ve basınç değerlerinin ikisinin birden değişmesi şart değildir. Gerçi doğada her iki parametre de çok küsuratlı olsa bile daima değişken bir haldedir. Fakat laboratuar ortamında sadece sıcaklık veya sadece basınç değeri değiştirilerek diğer maddelerin ve aynı zamanda suyun buharlaşması sağlanabilir. 

Buharlaşma nedir Nasıl gerçekleşir
Yukarıda suyun buharlaşması tanımında bahsedildiği gibi; bir maddenin sıvı halden gaz haline geçmesi olayına buharlaşma adı verilir. Halk arasında çoğu zaman buharlaşma ile kaynama aynı anlamda kullanılır fakat bu doğru değildir. Suyun buharlaşmasından örnek vermek gerekirse; çaydanlığa konan bir su ısındıkça sıcaklığının artması sonucu kaynar ve yeterince buharlaşma ısısına sahip olduktan sonra da gaz haline geçerek su buharına dönüşür. Bu olayda suyun buharlaşması, kaynama yoluyla olmaktadır. Dolayısıyla çaydanlıktaki su örneğinde bir sıkıntı yoktur. Fakat su ve tüm sıvılar; bu şekilde kaynama noktasına getirilmeden de buharlaştırılabilir. Yine suyun buharlaşmasından örnek verilecek olursa günlük hayattan en anlaşılır durum; ıslak olarak asılan çamaşırların rüzgarlı havada daha hızlı kuruması olacaktır. Tahmin edileceği üzere burada herhangi bir kaynatma işlemi yapılmamasına rağmen; doğal yollarla suyun buharlaşması olayı gerçekleşmektedir. Tam tersi yönde olarak; gaz halinden sıvı haline geçişten örnek verilecek olursa; parfümler de gaz halinde bulunan maddelerin yüksek basınçta sıkıştırılarak sıvılaştırılması sonucu elde edilir. Aynı prensip tam tersi yönde de gerçekleşir. Yani; maruz kaldığı basınç azaltıldığı sürece suyun buharlaşması hiç kaynamadan dahi sağlanabilir. 

Suyun Buharlaşması
Kaynama olayına da kısaca değinilecek olursa; sıvı haldeki bir maddenin belirli bir sıcaklıkta hal değiştirmesi ve gaz haline geçmesi olarak tanımlanabilir. Burada kaynama noktası denilen bir terimin bilinmesi gereklidir. Kaynama noktası; bir maddenin gaz haline geçmeye başlayabilmesi için ulaşması gereken sıcaklıktır. Kaynama noktası; maddenin ayırt edici bir özelliğidir. Yani; her maddenin kendine has, başka hiçbir maddeyle benzerlik göstermeyen bir kaynama noktası vardır. Örneğin; suyun kaynama noktası standart koşullarda 100 derece olarak kabul edilir. Yani; ısıtılan bir su 100 dereceye kadar sıvı halini koruduktan sonra; 100 derece noktasında sıcaklığı sabit kalmak kaydıyla aynı ısı enerjisini buharlaşabilmek için kullanır ve böylece suyun buharlaşması gerçekleşir. 100 derece olarak belirtilen bu nokta; tabi ki doğal koşullarda ufak değişiklikler gösterebilmektedir. Örneğin; deniz seviyesinden yükseldikçe basınç azalacağından; kaynama noktası da 99, 98, hatta daha düşük sıcaklıklara inecek ve suyun buharlaşması daha düşük sıcaklıklarda gerçekleşecektir.

Suyun buharlaşması ve günümüzde kullanımı
Bir önceki başlıkta açıklandığı gibi; suyun buharlaşması, doğada bulunan bazı prensiplere göre gerçekleşen bir olaydır. Aslında işin moleküler boyutuna inilecek olursa, tıpkı canlıların adaptasyonu gibi suyun buharlaşması da; değişen çevre koşullarına verilen bir tepkidir. Yüksek sıcaklıkta su moleküllerinin enerjisi arttığından, aralarındaki bağlar zayıflayacak şekilde hareket ederler ve bu s]]> Sıcak Suyun Faydaları https://www.su.gen.tr/sicak-suyun-faydalari.html Tue, 20 Nov 2018 17:07:54 +0000 Sıcak suyun faydaları asırlardır birçok konuda şifa kaynağı olarak anlatılıyor. Uzmanlar özellikle 35 yaş üstü kişilerde sıcak su içilmesinin çok faydalı olduğunu belirtiyor. Çin halkının yaz kış sıcak su tükettiğin Sıcak suyun faydaları asırlardır birçok konuda şifa kaynağı olarak anlatılıyor. Uzmanlar özellikle 35 yaş üstü kişilerde sıcak su içilmesinin çok faydalı olduğunu belirtiyor. Çin halkının yaz kış sıcak su tükettiğini bilmeyen yoktur. Hatta öyle ki bir Çin restoranına bile gitseniz masanıza yemekten önce hafif ılık su gelmektedir. Vücudun en önemli organlarından birisi olan mide için en önemli şey sıcak sudur. Midemizin yediklerimizi eritebilmesi için sıcak su içmek gerekiyor, mide özellikle yağı soğuk suda çözemiyor. İşte tüm bu nedenlerden dolayı Çinliler yemeklerden önce ve sonra sürekli sıcak su içerek daha sağlıklı bir yaşam sürmeyi sağlıyor. Sıcak suyun bir diğer özelliği ise mide yüzeyinde kanda direk emilen birkaç maddeden birisi olmasıdır. Sıcak su vücudunuz için en faydalı içecektir. Soda, cola, kahve ve çay asla sıcak suyun yerini tutmamakla birlikte, kilo almanıza da neden olacaktır. Bu nedenle sıcak suyun tüketimine önem vermeniz için bu yazımızda sizlere sıcak suyun faydalarından bahsedeceğiz.

Sıcak suyun faydaları şunlardır
  • Sıcak su vücutta bulunan ve istenmeyen maddeleri vücuttan atmaya yarar.
  • Sıcak su içmek sindirimi kolaylaştırmaya yarayan en etkili yöntemdir.
  • Yemeklerden yarım saat önce sıcak su içilmesi iştahı azaltmaya ve daha hızlı kilo vermeye yardım eder.
  • Soğuk algınlığı ve grip gibi hastalıkların iyileşmesinde de sıcak suyun faydaları görülür.
  • Reflü ve mide asitleri gibi rahatsızlıkların giderilmesinde de fayda sağlar.
  • Kahvaltı öncesinde sıcak su içmek günde birkaç kalori daha fazla yakmanızı sağlar.
  • Sıcak su vücudunuzu nemlendirmeye yarayan en etkili yoldur.
  • Düzenli olarak sıcak su tüketenler kısa zamanda kilo kaybetmeye başlar.
  • Sıcak su içmek cildi güzelleştirmeye yarar. Yaşlanmayı ve kırışıklıkları önler.
Birçok kişinin hem psikolojisini hem de dış görünümünü olumsuz şekilde etkileyen fazla kilolar sıcak su sayesinde kolayca atılabilir. Ayrıca sıcak su ile vücutta bulunan yağları atmak kilo vermek için kullanılan en sağlıklı yöntemdir. Sizlere bu konuda en güzel örneği şöyle verebiliriz. Bulaşık yıkarken çoğunuz yağlı tavayı sıcak suyun altına tutarak yağının çözülmesini sağlarsınız. Çünkü soğuk su tavadaki yağın daha da donmasına neden olur. Vücudumuzdaki yağlar da tıpkı böyledir. Sıcak su içmek vücuttaki yağların daha kısa sürede çözülüp vücuttan atılmasını sağlamaktadır. Sıcak suyun faydaları en çokta kilo atımında görülmektedir. Sıcak su vücuttaki kan dolaşımını sağlamaktadır. Ayrıca sıcak su vücudumuzda bulunan kasların gevşemesini sağlayarak daha rahat nefes almamıza da faydalı olur. Sıcak su içmek besinlerin emilimini sağladığı için sindirimin kolaylaşmasına yardımcı olur. Sıcak suyun en önemli faydalarından birisi de kabızlığı gidermesidir. Neticede ise kilo vermek isteyenlerin kesinlikle sıcak su kullanımından faydalanması gerekiyor.

Sıcak Suyun Faydaları
Sıcak suyun faydaları ile zayıflama
Vücuttan yağ atmaya yarayan ve sindirimi kolaylaştıran sıcak su zayıflamak isteyenlerin sıklıkla başvurduğu yöntemlerin başında gelir. Midenin daha iyi çalışmasını sağlayan sıcak su aynı zamanda kabızlığı da önlemektedir. Sıcak su ile zayıflamaya karar verdiyseniz elbette ki bunu düzenli bir alışkanlık haline getirmelisiniz. Sıcak suyun faydaları ile zayıflama nasıl olur diyorsanız mutlaka denemeniz gereken yöntem şu;
  • Kahvaltı ve yemeklerden yarım saat önce 1 bardak sıcak su içmek (Dilerseniz sıcak suyun içine birkaç damla limon suyu, zencefil, nane yaprakları, salatalık dilimi ya da 1 çay kaşığı bal ilave edebilirsiniz.)
Not: Sıcak su tüketimi elbette ki zayıflamaya yarayan en etkili yol. Fakat sıcak su vücuttan yağ atımıyla birlikte bazen de faydalı mineralleri atabiliyor. Bu nedenle vücudun kaybettiği mineralleri geri kazanmak için soda içebilirsiniz.]]> Naftalin Suda Çözünür Mü https://www.su.gen.tr/naftalin-suda-cozunur-mu.html Wed, 21 Nov 2018 14:59:42 +0000 Naftalin suda çözünür mü, saf naftalin 218 derecede kaynar ve 80,1 derecede erir. Naftalin suda çözünmediği gibi, soğuk alkolde de çözünmez. Ancak sıcak eter ve sıcak alkolde çözünür. Naftalinin havada kolayca s Naftalin suda çözünür mü, saf naftalin 218 derecede kaynar ve 80,1 derecede erir. Naftalin suda çözünmediği gibi, soğuk alkolde de çözünmez. Ancak sıcak eter ve sıcak alkolde çözünür. Naftalinin havada kolayca süblime olma özelliği bulunmaktadır. Pikrik asitle birlikte sağlam şekilde bileşik oluştururlar. Oluşan bileşiğin erime noktası 151 derecedir. Bundan faydalanılarak, naftalin karakterize edilmektedir. Kömür, petrol gibi fosil yakıtlarında doğal olarak bulunmaktadır. Havayla karıştığında yanıcı özelliği olur. Tuvaletlerde koku giderme, elbise dolaplarında zararlılardan korunma, güzel ve ferah koku amacıyla kullanılmaktadır. Böcek ilacı yapımında ve deri tabaklanmasında kullanımı bulunmaktadır. Tıpta da çok çeşitli ilaçların yapımında kullanılmaktadır. Ayrıca anestezi alanında da kullanılmaktadır. İlk üretimi 1819 tarihinde kömür katranından olan naftalin, günümüzde petrolün katalizör ile parçalanmasından elde edilir. Kömür katranının fraksiyonlu destilasyonuyla elde edilen, 170-230 derece arasında orta yağda naftalin bulunmaktadır. Bundan başka fenol ve piridin bazı bulunur. Bu yağdan kristallendirilip alınan naftalin, sodyum hidroksitle muamele edilip fenolden kurtarılır. Daha sonra erimiş halde seyreltik sülfat asitle muamele edilerek, diğer safsızlıklardan kurtarılır. En son destilasyona ve sublimasyona tabi tutulur ve iyice saflaştırılır.

Saf naftalinin bileşimi nedir

Saf naftalin 1826 yılında belirlenmiştir. Moleküler formülü C 10 H 8 olmakta ve iki tane karbona hidrojen bağlı değildir. Bu karbonlar arasında olan çift bağların yeri, sabit değildir. Bunlar titreşim şeklinde yer değiştirirler.

Naftalin Suda Çözünür Mü

Naftalinle temas etmek zararlı mıdır

Uzun süre naftaline maruz  kalmak ve temasta bulunmak sağlık için oldukça zararlıdır. Solunum yapılan ortamda bulunması bile zararlıdır. Uzun süre temas etmek ya da solumak kırmızı kan hücrelerine zarar vermektedir. Bu kişilerde halsizlik, ciltte solgunluk, bitkinlik gibi kansızlık belirtilerinin ortaya çıkmasına sebep olur. Bunun yanında mide bulantısı, ciğerlerde hasar, kusma gibi etkiler görülebilir. Gözlerde tahrişe neden olabilir. Solunum etkisiyle vücuda girerek, iç organlarda farklı zararlara yol açabilir. Ayrıca sigaranın içinde olan maddelerden biri olduğundan, bağımlılık yapma özelliği bulunmaktadır. Uzun süre naftalinle temasta kalan giysilerin iyice yıkanması gerekmektedir. Naftalin kullanımında dozunun iyi ayarlanması gerekmektedir. Özellikle evlerde kullanılırken, solunum yoluyla zarar görmemek için buna dikkat edilmelidir. İnsan sağlığına zararlı olmayacak şekilde kullanılırsa, amacına ulaşabilir.

]]>
Suda Yaşayan Canlılar https://www.su.gen.tr/suda-yasayan-canlilar.html Thu, 22 Nov 2018 14:39:40 +0000 Suda yaşayan canlılar, karada yaşayan canlılara oranla oldukça fazla sayıdadır. Su altı hem bitki çeşitleri hem de hayvan çeşitleri bakımından oldukça zengin bir habitattır. Su altına hakim olan yegane tür ise balıklard Suda yaşayan canlılar, karada yaşayan canlılara oranla oldukça fazla sayıdadır. Su altı hem bitki çeşitleri hem de hayvan çeşitleri bakımından oldukça zengin bir habitattır. Su altına hakim olan yegane tür ise balıklardır. Dünya üzerinde bulunan tatlı ve tuzlu sularda yaşayan binlerce farklı balık türü keşfedilmiştir. Su altına hakim olmalarının sebebi de söz konusu habitatta besin zincirinin en tepesinde bulunmalarından kaynaklanmaktadır.

Suda yaşayan canlılar arasında en büyüğü Mavi Balina'dır. Memeli sınıfına dahil olan bu canlının bir diğer adı Gök Balina'dır. Mavi balinalar, günümüze kadar keşfedilenler arasında yaşayan en büyük canlı türüdür. Yetişkin bir mavi balinanın ağırlığı 160 tonu ve boyu da 33 metreyi bulabilmektedir. Bu ağırlık da yaşayan en büyük kara hayvanı olan yetişkin bir filin yaklaşık 20 katıdır. Sürü halinde gezen hayvanlar olmayıp, bu zamana kadar çiftler halinde bulundukları iki duruma rastlanmıştır : Çiftleşme anı ve anne ile yavrusu. Bir yıllık gebelik dönemleri tespit edilen mavi balinalar, iki - üç yılda bir doğum yapar. Mavi balinalar dişsiz bir balina çeşididir ve suyun içerisinde bulunan planktonlarla beslenir. Ortalama ömürlerinin 80 yıl olduğu düşünülmektedir.

Suda Yaşayan Canlılar
Mavi balinaların neredeyse tek düşmanı, denizde bulunan diğer canlıların da düşmanı olduğu gibi Katil Balina'dır. Katil balinalar aileden oluşan sürüler halinde dolaşır ve avlanırlar. Bir diğer adı da Orka olan bu canlılar, okyanus yunusları ailesine dahildir. Katil balinalar, suda yaşayan canlılar arasında ayrım yapmaksızın avlanabilirler. Bunlara köpekbalıkları ve hatta diğer yunus türleri de dahildir. Dolayısıyla denizdeki besin zincirinin en tepesinde bulunan türdür. Dünya üzerinde okyanusların ve denizlerin neredeyse her yerinde tespit edilmiş olup, oldukça geniş bir habitata sahiptir.

Dünya üzerinde bulunan okyanusların, denizlerin, göllerin ve akarsuların bölgesel iklimlere göre yapısal olarak oldukça fazla farklılık göstermeleri, bu sularda yaşayan canlıların da oldukça çeşitli olmalarını sağlamıştır. İnsanoğlu gerek avcı-toplayıcı zamanlarında gerekse yerleşik hayata geçtikten sonra suda yaşayan canlılardan besin olarak oldukça faydalanmıştır. Bu faydalar arasında çok farklı alanlarda kullanılan balina yağının elde edilmesi için aşırı avlanmalar gibi türlerin yok oluşuna sebebiyet verebilecek olumsuz girişimler de her zaman olmuştur. Örneğin, 19. yüzyıldan günümüze kadar yapılan karşılaştırılmalar ve incelemeler sonucunda, mavi balinaların sayısının, popülasyonun %1'inden daha azına düştüğü anlaşılmıştır. 
]]> Suyun Kaldırma Kuvvetini Kim Buldu https://www.su.gen.tr/suyun-kaldirma-kuvvetini-kim-buldu.html Fri, 23 Nov 2018 04:48:04 +0000 Suyun kaldırma kuvveti, milattan önce üçüncü yüzyılda yaşamış olan Yunanlı filozof, matematikçi, fizikçi ve astronom Arşimet tarafından bulunmuştur. Her ne kadar suyun kaldırma kuvveti olarak adlandırılsa da, fiziği Suyun kaldırma kuvveti, milattan önce üçüncü yüzyılda yaşamış olan Yunanlı filozof, matematikçi, fizikçi ve astronom Arşimet tarafından bulunmuştur. Her ne kadar suyun kaldırma kuvveti olarak adlandırılsa da, fiziğin bu en temel kanunlarından biri olan bu kuvvet tüm sıvılar için geçerlidir. Suyun kaldırma kuvvetinin bir diğer adı da Arşimet Prensibi olarak bilinir.

Efsaneye göre Arşimet'in doğum yeri ve hayatı boyunca yaşamış olduğu Sirakuza'nın kralı kendisine hediye edilen altın bir tacın saflığını öğrenmek ister. Kralın bu isteğinin yerine getirilmesi için zamanın en büyük bilginlerinden olan Arşimet görevlendirilir. Fakat, tüm denemelere ve uğraşlara rağmen Arşimet bir yöntem bulamaz. Bir gün hamamda yıkanırken suyun içerisine koyduğu tasın batmadığını ve yukarıya doğru itildiğini fark eder. Bunun üzerine Arşimet'in üzerini giyinmeden büyük bir heyecanla "Buldum!" (Orjinali : "Eureka!") diye bağırarak hamamdan çıktığı aktarılır.

Suyun Kaldırma Kuvvetini Kim Buldu
Suyun kaldırma kuvvetinin temel sebebi, suyun içerisine bırakılan cismin yoğunluğunun, suyun yoğunluğundan az olmasıdır. Söz konusu sebepten dolayı ortaya çıkan ve bu tür cisimlere etkiyen suyun kaldırma kuvveti de bir fiziksel sebep olarak belirtilebilir. Suya atılan herhangi bir cisme iki kuvvet etki etmektedir. Bunlardan ilki, hayatımızın her alanında ve anında tecrübe ettiğimiz yer çekimi kuvvetidir. Bu kuvvet, cismin kütlesi ve yer çekimi ivmesi ile doğru orantılı olup, matematiksel olarak,

        G = m . g 

şeklinde ifade edilir. Burada m - cismin kütlesi, g - yer çekimi ivmesidir. 

Suyun içerisine bırakılan cisme etki eden bir diğer kuvvet ise suyun kaldırma kuvvetidir. Bu kuvvet, bırakılan cismin batan kısmının hacmi, suyun öz kütlesi ve yer çekimi ivmesi ile doğru orantılı olup, matematiksel olarak,

        F = V . d . g

şeklinde ifade edilir. Burada V - su içerisine bırakılan cismin batan kısmının hacmi, d - suyun yoğunluğu, g - yer çekimi ivmesidir.

Bu kuvvetlerin etkisi altındaki bir cisim için üç temel durum söz konusudur.
  • F = G : Bu durumda cisme etkiyen net kuvvetin toplamı sıfırdır. Dolayısıyla cisim suya bırakıldığı yerde sabit kalır.
  • F > G : Bu durumda cisme etkiyen net kuvvetin toplamı, suyun kaldırma kuvveti ile aynı yöndedir. Bu nedenle cisim batmaz ve su yüzeyinde kalır.
  • F < G : Bu durumda cisme etkiyen net kuvvetin toplamı, yer çekimi kuvveti yönündedir. Dolayısıyla cisim kabın dibine çöker. 
  • Suyun kaldırma kuvvetini keşfeden Arşimet'in Roma İmparatorluğu'nun Sirakuza'yı kuşatması altında bilgisiyle aktif olarak yer aldığı söylenmektedir. Özellikle basit makineler kullanarak, büyük ağırlıkların surların üzerine çıkarılmasına yardımcı olmuştur. Efsaneye göre çok büyük aynalar sayesinde güneş ışığını odaklayarak, Roma donanmasına ait gemilerden bazılarını yakmayı başarmıştır.

    Arşimet, Sirakuza kuşatmasının hemen ardından milattan önce 212 yılında hayatını kaybetmiştir. Roma generali Marcellus'un kendisini davet etmesi ve Arşimet'in de bu daveti kabul etmemesi üzerine, görevli asker tarafından evinde öldürülmüştür. Arşimet, en büyük keşfi olan suyun kaldrıma kuvvetinin yanı sıra, "Parabolün Dörtgenleştirilmesi" adlı eserinde eğri yüzeylerin alanlarının hesaplanması üzerine çalışmış ve söz konusu bu çalışmaları kendisinden yaklaşık olarak 18 yüzyıl sonra yaşayan Newton ve Leibniz'in diferansiyel ve integral hesabı bulmalarına öncülük etmiştir.

    ]]>
    Suda Batan Maddeler https://www.su.gen.tr/suda-batan-maddeler.html Sat, 24 Nov 2018 00:35:29 +0000 Suda batan maddeler, birçok diğer farklı faktörlere bağlı olmasına rağmen temel prensip olarak yoğunlukları suyun yoğunluğundan fazla olan maddelerdir. Yoğunluğun yanı sıra, maddenin şekli ve yapısı da su içerisindeki hareketlerin
    Suda batan maddeler için yoğunluk karşılaştırması yapmak yerine çok daha temel bir yaklaşım ile suyun içerisinde cisme etkiyen kuvvetleri incelemekte fayda vardır. Su içerisine bırakılan bir cisme etkiyen oldukça temel bir fiziksel kuvvet bulunmaktadır : Suyun Kaldırma Kuvveti. Bu kuvvet adını kaşifinden alarak Arşimet Prensibi olarak da anılır. Söz konusu kaldırma kuvveti yalnızca su için değil, tüm sıvılar için geçerlidir. Fakat, hem Arşimet'in ilk olarak su üzerinde yaptığı çalışmalar neticesinde bulunması, hem de günlük hayatımızda en çok karşılaştığımız sıvının su olması sebebiyle Suyun Kaldırma Kuvveti olarak hafızalara yerleşmiştir. 

    Suda Batan Maddeler
    Suda batan veya yüzen maddelere etki eden bu kuvvet haricinde çok daha temel ve tüm hayatımız boyunca bizim de tecrübe ettiğimiz bir başka kuvvet etki etmektedir : Yerçekimi Kuvveti. İngilizce'den dilimize bir alternatif kullanım şekli olan gravitasyon olarak geçmiştir. Bu fenomen, bir kuvvetten ziyade bir alanı ifade eder. Dünya üzerinde nereye gidilirse gidilsin her daim etkisi hissedilir. 

    Suya bırakılan bir cisme aşağıya doğru dik bir şekilde yerçekimi kuvveti etki eder. Suyun kaldırma kuvveti ise bunun tam aksi yönündedir. 

    Yerçekimi kuvveti cismin kütlesi ve yerçekimi ivmesi ile doğru orantılı olup, genellikle "G" harfi ile gösterilir. Matematiksel olarak ise,

            G  = m . g

    şeklinde ifade edilir. Burada m - kütle, g - yerçekimi ivmesi olup, değeri yaklaşık olarak 9,8 m/s2'dir.

    Suyun kaldırma kuvveti ise cismin batan kısmının hacmi, suyun yoğunluğu ve yerçekimi ivmesi ile doğru orantılı olup, genellikle "F" harfi ile verilir. Matematiksel olarak da,

            F = V . d . g 

    biçiminde ifade edilir. Bu eşitlikte V - batan hacim, d - sıvı yoğunluğudur. 

    Suda batan maddeler için bu olayın sebebi mantıksal bir çıkarımla oldukça kolay anlaşılabilir. Açıktır ki, suda batan maddeye etki eden kuvvetlerden yerçekimi kuvveti, suyun kaldırma kuvvetinden daha büyüktür ( G > F ). Dikkat edilmesi gereken nokta, suyun kaldırma kuvvetinin, suda batan maddenin batan hacmiyle doğru orantılı olmasıdır. Yani, cisim suya battıkça ona etki eden kaldırma kuvveti daha da büyük olmaktadır. Bu durum cismin batışını yavaşlatır veya belirli bir seviyede durdurabilir. Hatta cisim su içerisinde herhangi bir bölgede dengede dahi kalabilir (F = G). 
    ]]>
    Suyun Halleri https://www.su.gen.tr/suyun-halleri.html Sat, 24 Nov 2018 20:30:24 +0000 Suyun halleri, Dünya üzerinde bulunan birçok bileşiğinkine benzer biçimde katı, sıvı ve gaz olmak üzere üç tanedir. Bu üç hal haricinde ek olarak bir de maddenin plazma hali vardır. Fakat, bu hal su için geçerli değildir.
    Suyun halleri tanımı içerisinde, diğer bileşiklerin aksine, iki hidrojen ve bir oksijenden oluşan bu bileşiğin farklı isimleri kullanılır. Katı hali için buz, sıvı hali için su ve gaz hali için de su buharı adını alır. Hatta esasen direkt olarak buhar kelimesi su ile özdeşleşmiş durumdadır. Su, Dünya üzerinde yaşamımız boyunca birçok kez gözlemlerimizle de deneyimlediğimiz bir şekilde bu üç hal arasında döngü halindedir. Katı halden sıvı hale geçiş erime veya sıvılaşma, sıvı halden gaz haline geçiş buharlaşma veya kaynama, gaz halden sıvı haline geçiş yoğunlaşma, sıvı halden katı hale geçiş ise donma olarak adlandırılır. Ayrıca su, katı halden sıvı hale geçmeden direkt olarak gaz haline geçebilir. Doğada sürekli olarak gerçekleşen bu olaya süblimleşme denir. Bu fenomenin tam tersi de gözlemlenmektedir ve ismini bir yağış çeşidi olan kırağıdan alır : Kırağılaşma (Depozisyon). 

    Suyun Halleri
    Suyun katı, sıvı ve gaz hallerinin hepsinin denge halinde olduğu özel bir sıcaklık ve basınç değeri vardır. Bu değer suyun üçlü noktası olarak adlandırılır. Suyun katı, sıvı ve gaz hallerinin bir arada gözlemlenebileceği sıcaklık değeri 273.16 Kelvin, basınç değeri de 611.73 Pascal'dır.

    Suyun halleri, hayatımız boyunca birçok kez gözlemlediğimiz hava olaylarına sebep olmaktadır. Her birinin kaynağı H2O molekülleridir. Fakat, farklı sıcaklık ve basınç değerlerinde farklı görünümlere bürünmektedir. Genellikle katı halde kar ve dolu, sıvı halde yağmur ve çiy, gaz halinde ise sis ve nem olarak tecrübe edilir. 

    Suyun halleri, su döngüsü denilen fiziksel olayı ortaya çıkarmaktadır. Yer yüzeyinde bulunan sular (deniz, göl, akarsu vs.) güneş ışınlarının etkisiyle ısınır ve buharlaşma gerçekleşir. Oluşan su buharı gökyüzüne doğru çıkar ve bulutları oluşturur. Rüzgarın etkisiyle gökyüzünde sürüklenen bulutlar soğuk hava tabakasıyla karşılaşınca içeriğinde bulunan su buharı bazen yoğunlaşarak yağmur şeklinde bazen de depozisyon geçirerek kar veya dolu olarak yeryüzüne tekrar geri döner ve döngü tamamlanmış olur. 
    ]]>
    Atık Suların Arıtılması https://www.su.gen.tr/atik-sularin-aritilmasi.html Sun, 25 Nov 2018 03:12:39 +0000 Atık suların arıtılması, günlük hayatta evsel veya endüstriyel ihtiyaçlar doğrultusunda kullanılan içilebilir suların belirli teknik aşamalardan geçirilerek tekrar kullanımını sağlama sürecine verilen addır. Atık suları arıtma
    • Fiziksel arıtım
    • Kimyasal arıtım
    • Biyolojik arıtım
    Bu üç ana başlık haricinde ileri arıtma metotları adı altında toplanan daha karmaşık işlemler de kullanılmaktadır. 

    Atık suların arıtılması için kurulacak tesisler ve arıtma yöntemleri tamamen bölgeseldir. Tesis kurulumu için tüm maliyetler ve elde edilecek su miktarı hesaplandıktan sonra optimum çözüm yöntemi uygulamaya konur. 

    1 - Fiziksel Arıtım Yöntemleri
    Atık Suların Arıtılması
    Bu yöntemde herhangi bir kimyasal ayırıcı madde veya bakteri kullanılmaz. Atık su pompalar aracılığıyla belirli fiziksel yapılar içerisinden geçirilerek kısmen temizlenir. Bu süreçte kullanılan malzemeler şekildedir :

    Izgaralar : Bu sistemler su içerisindeki katı maddeleri süzmek amacıyla birincil olarak kullanılır. Kaba ızgaralarda çubuklar arası 4 cm ve daha fazla, ince ızgaralarda ise 1.5 - 3 cm arası olur. 

    Elekler : Bu sistemler ızgaralarda tutulan katı cisimlerden çok daha incelerini ayırabilmek için tasarlanmışlardır. Sabit ve döner olmak üzere iki ana çeşidi bulunmaktadır. Aralık bakımından üçe ayrılırlar : Kaba elekler (5 - 15 mm), ince elekler (0.25 - 5 mm), mikroelekler (0.020 - 0.035 mm).

    Kum Tutucular : Adından da belli olacağı üzere ızgaralardan ve eleklerden kurtulabilen parçaları ayırmak için kullanılan son adımdır. Kum tutucuların tesise göre çok farklı tipleri bulunmaktadır. 

    2 - Kimyasal Arıtım Yöntemleri

    Atık su arıtılmasında uygulanan fiziksel yöntemler ile suda çözünen maddeler ayrıştırılamamaktadır. Bu aşamada devreye kimyasal arıtma yöntemleri girer.

    Nötralizasyon : Bu aşamada biyolojik arıtmanın etkili olabilmesi için, fiziksel arıtma yönteminden geçen atık suyun pH değeri ayarlanır. 

    Koagülasyon - Flokülasyon : Bu aşamaya gelen atık su, içine karıştırılan kimyasalların homojen ve hızlı bir biçimde dağılması işlemine sokulur.

    3 - Biyolojik Arıtma Yöntemleri

    Biyolojik atık su arıtma yöntemleri aerobik ve anaerobik olmak üzere ikiye ayrılır. Bu aşamada suyun içinde bulunan biyolojik olarak ayrılabilen maddeler, mikroorganizmalar tarafından besin olarak kullanılır. Bakterilerin yaşam döngülerine göre alınan besin, kendilerine enerji sağlar ve aynı zamanda ortaya çıkan yan ürünler de atmosfere gaz olarak salınır. 

    Atık suların arıtılması insanlığın yerleşik hayata geçmesi ve nüfus yoğunluğunun artması sonucunda çözülmesi gereken esas problemlerden biri haline gelmiştir. Popülasyon oranının sürekli fazlalaşması sonucunda problemin büyüklüğü ve ciddiyeti her geçen gün katlanarak artmaktadır. Doğada, herhangi bir şekilde insan müdahalesi olmadan gerçekleşen su döngüsü arıtma işinin gerçekleştirmektedir. Fakat, bu döngü sonucunda tüm popülasyonun yararlanabileceği ve problemi çözebilecek kadar temiz su elde edilememektedir. Bu nedenle insanoğlunun kirlettiği suyu tekrardan kullanabilecek hale getirmesi gelecek kuşaklar için oldukça fazla önem arz etmektedir.
    ]]>
    Suyun Faydaları https://www.su.gen.tr/suyun-faydalari.html Sun, 25 Nov 2018 09:32:31 +0000 Suyun faydaları dünya üzerinde yaşamı elverişli kılacak kadar fazladır. Esasen suyun evrende bulunan diğer bileşiklerden özel olarak hiçbir farkı yoktur. Örneğin, Satürn gezegeninin uydusu ve yapısal olarak dünyamıza çok benzeyen
    Suyun faydalarını hayatımızın her anında kişisel ve toplumsal olarak ayrı ayrı hisseder ve gözlemleriz. Canlı yaşamının her anında ve alanında su oldukça önemli bir rol oynamaktadır. Dünya üzerinde bulunan tüm canlılar hücrelerden meydana gelmektedir. Bu hücreler canlının farklı bölümlerini ve organlarını meydana getirmek için farklılaşmışlardır. Örneğin, bir beyin hücresi bir deri hücresinden ve bu ikisi de bir kas hücresinden oldukça farklıdır. Bu kadar fazla olan yapısal farklılığa rağmen hücrelerin ihtiyaçları ortaktır : Besin ve enerji. 

    Suyun Faydaları
    Günlük hayatımızda aldığımız besinler sindirim sisteminde işlenerek kana karışır ve bu küçük parçalar analiz edilmek üzere hücrelere gönderilir. Sindirim sırasında etkili olmasının yanı sıra, bu aşamada da taşıyıcı görevinde bulunan bileşiklerden biri de sudur. Besin olarak hücreye getirilen bu küçük parçaların hücre içine girmesi ve işlendikten sonra atıklarının taşınması görevi de yine büyük ölçüde suya aittir. Bunların haricinde vücut ısısının ve kan hacminin dengelenmesi de suyun faydaları arasındadır. Hal böyleyken açıktır ki canlı yaşamının oluşmasına ortam hazırlamasının devamında canlılığın sürekliliğini sağlayan etkenlerin başında da su gelir. 

    Suyun faydaları hayatımızın birçok alanında karşımıza çıkmaktadır. Örneğin su molekülü yanıcı iki farklı gazdan oluşmasına rağmen söndürücü özelliğe sahiptir. Su molekülü iki hidrojen ve bir oksijen atomundan oluşur. Veya iyon tanımına göre bir adet hidroksit (H+) ve bir adet hidronyum (OH-) iyonundan meydana gelir. Bu yapı suyun nötr olmasını fakat, kendi içerisinde belirli elektriksel çekim kuvvetlerini ortaya çıkarmasını sağlar. Bu sayede su molekülleri birbirlerine tutunarak, örneğin, okyanusları, denizleri, gölleri ve akarsuları oluştururlar. Bu büyük su kütleleri de canlı yaşamı için karadan daha elverişli bir habitattır. İnsanoğlu gerek beslenme gerekse farklı ihtiyaçların karşılanmasında bu su canlılarından faydalanmıştır. Söz konusu çekim kuvvetleri aynı zamanda suyun başka moleküllere de kolayca tutunabilmesini sağlar. Bu sayede bitkiler topraktan aldıkları suyu ve besinleri de bu su aracılığıyla en üst dallarına ve yapraklarına kadar taşıyabilmektedir. 

    Tüm canlıların vücutlarındaki su oranı farklıdır. Hatta türlerin kendi içerisinde dahi farklılıkları mevcuttur. Örneğin, yetişkin bir erkeğin vücudundaki su oranı %60 civarındayken, küçük çocuklarda bu oran %65 ile %70 arasında olabilir. Yetişkin kadınlarda ise %50 seviyelerinde seyrettiği tespit edilmiştir. Suyun başlıca faydası yaşamımızı devam ettirmek olduğu için, günlük hayatta su tüketimine dikkat edilmelidir. Uzun süre susuz kalmak bazı yaşamsal aktiviteleri azar azar etkileyerek ileride kalıcı olabilecek rahatsızlıklara sebep olabilir. 

    Su, aynı zamanda insanoğlunun medeniyet gelişiminde de büyük rol oynamıştır. Eski kabilelerde ve daha sonraki toplumlarda yerleşik hayat genellikle su kenarlarına kurulmuştur. Ayrıca, birçok ticaret yolu da akarsulara uygun şekilde düzenlenerek uygulanmıştır. Günümüzde de büyük denizler ve okyanuslar, deniz taşıtlarına yol olmuş ve büyük ticari sevkiyatların ucuz yöntemlerle gerçekleştirilmesine olanak sağlamıştır. 

    Suyun faydaları yetiştirilme aşamasından başlayarak, yediğimiz yiyeceklerde]]> Suda Çözünen Vitaminler https://www.su.gen.tr/suda-cozunen-vitaminler.html Mon, 26 Nov 2018 01:05:23 +0000 Suda çözünen vitaminler, B grubu vitaminleri ve C vitamini olup, bunlar yağda çözünenlerin aksine vücutta depo edilmezler. Yağda çözünen vitaminler A grubu vitaminlerdir ve özelliklerini uzun süre koruyabilirler. Bu nedenle vücutta dep
    C Vitamini (Askorbik asit)

    Halk arasında belki de en çok bilinen vitamin çeşididir. Bu ünü hak edercesine vücutta birçok işleme dahil olur. Kanın toksinlerden ve mikroplardan arınmasına, bazı dokuların yenilenmesine ve sağlamlaşmasına yardımcı olduğu gibi, aynı zamanda diğer vitaminlerin kullanılmasına da yardımcı olur. Vücutta depolanamadığı için her gün belirli miktarlarda alımı şarttır. Oldukça kolay ve hızlı şekilde değerini kaybeder.

    B1 Vitamini (Tiyamin)

    Kalp sağlığı için oldukça önemli bir vitamindir. Şeker hastalarında, hastalık sürecini kontrol etmekle görevlidir. Sindirime yardımcı olduğu gibi bedeni enfeksiyona karşı korumada neredeyse C vitamini kadar önemlidir.

    Suda Çözünen Vitaminler
    B2 Vitamini (Riboflavin)

    Hücresel faaliyetlerde yani vücuda alınan besinlerin enerjiye dönüştürülmesinde görev yapar. Bazı kanser türlerine karşı direnç sağladığı tahmin edilmektedir. Ayrıca bu vitaminin eksikliği kansızlığa sebep olabilir. 

    B3 Vitamini (Niyasin)

    B3 vitamini de diğer B grubu vitaminleri gibi suda çözünen vitaminler arasındadır ve kandaki yağ oranını dengelemekle görevlidir. Aynı zamanda vücudu dışarıdan alınan zararlı maddelerden (Alkol, sigara vs.) temizleme özelliğine sahiptir. 

    B5 Vitamini (Pantotenik Asit)

    B5 Vitamini diğer B grubu vitaminler kadar büyük bir öneme sahip olmasa da, besinlerden enerji elde edilmesinde görev almaktadır. 

    B6 Vitamini (Piridoksin)

    Suda çözünen bir diğer vitamin olup, vücudun yağ ve protein dengesinde rol alır. Özellikle ağır sportif aktivitelerde bulunanların aldıkları protein miktarı kadar B6 vitamini almaları gerekmektedir. Aynı zamanda sinir sistemi üzerinde de etkilidir ve eksikliklerinde sinirsel bozukluk şikayetleri görünebilir.

    B12 Vitamini (Siyanokobalamin)

    Alyuvarların (kırmızı kan hücreleri) üretilmesinde aktif rol oynar. Eksikliği kendisini direkt olarak belli etmeyip ileride hayati tehlikelere sebep dahi olabilir. B6 vitamini ile beraber merkezi sinir sisteminin düzenlenmesine yardımcı olan yapılardan birisidir. 
    ]]>
    Suyun Kaldırma Kuvveti https://www.su.gen.tr/suyun-kaldirma-kuvveti.html Mon, 26 Nov 2018 16:02:04 +0000 Suyun kaldırma kuvveti, bir diğer adıyla Arşimet Prensibi, doğada bulunan oldukça temel kuvvetlerden birisi olup, suyun kaldırma kuvveti olarak anılmasına rağmen tüm sıvılar için geçerlidir. Suyun kaldırma
    Suyun kaldırma kuvveti, milattan önce 287 ve 212 yılları arasında yaşayan matematikçi, filozof ve mühendis Yunanlı Arşimet tarafından bulunmuştur. Günümüze kadar ulaşan rivayetlere göre şehrin yöneticisi kendisine hediye edilen altın bir tacın tam olarak saf olup olmadığını bilmek ister ve bunun için Arşimet'i görevlendirir. Arşimet bu problem üzerine çalıştığı sıralarda bir gün hamamda tası suyun içine batırdığı sırada belirli miktarda suyun yükseldiğini fark eder. Bunun üzerine çıplak bir şekilde "Buldum!" (Latince : Eureka) diye bağırarak hamamdan koşarak çıktığı söylenir. Bulduğu bu prensibi kullanarak altın taç problemini de çözer.
    Suyun Kaldırma Kuvveti
    Bu büyük kaşifin Roma generali Marcellus'un Sirakuza'yı kuşatması sırasında oldukça aktif rol aldığı rivayet olunmuştur. Çok ağır taşları mancınıklara veya surlara taşıyabilmek için basit makine prensiplerinden yararlanarak düzenekler hazırladığı bilinmektedir. Büyük aynalar kullanarak güneş ışığını yansıtıp Roma donanmasının bazı gemilerini yaktığı da rivayetler arasındadır. Arşimet'in Sirakuzalı olması ve aktif olarak rol alması kuşatmayı hatırı sayılacak biçimde uzatmıştır. 

    Suyun kaldırma kuvvetini bulan bu büyük düşünür, milattan önce 212 yılında Sirakuza'nın işgalinin hemen ardından öldürülmüştür. Rivayete göre Arşimet evinde kumlar üzerinde çemberler çizerek bazı hesaplamalar yapmaktadır. Bu sırada gelen bir Roma askeri, General Marcellus'un kendisini görmek istediğini bildirir. Fakat Arşimet, daha önemli işleri olduğunu söyleyerek bu isteği sert bir şekilde geri çevirir. Ardından asker çemberleri bozarak emri yineler. Arşimet de bu harekete "Çemberlerime dokunma!" diyerek çıkışır. Nihayetinde bu büyük filozofun kesik başı çemberlerinin arasına düşer.

    Suyun kaldırma kuvveti, suyun içerisine bırakılan bir cisme etki eden, vektörel olarak su yüzeyine doğru yönlenmiş bir kuvvet olup, söz konusu cismin batan hacmi, suyun özkütlesi ve yer çekimi ivmesine bağlıdır. Matematiksel olarak,

             F = V . d . g

    şeklinde ifade edilir. Burada V - cismin batan hacmi, d - suyun özkütlesi, g - yer çekimi ivmesidir. 

    Su içerisine bırakılan bir cisme iki kuvvet etki etmektedir. Bunlardan ilki hayat boyu her an tecrübe ettiğimiz ve bizi yeryüzüne bağlayan yer çekimi kuvveti ve diğeri ise suyun kaldırma kuvvetidir. Yer çekimi kuvveti daima suyun tabanına doğru, suyun kaldırma kuvveti ise onun zıttı olarak suyun yüzeyine doğrudur. Bu durumda su içerisine bırakılan bir cisim için üç farklı sonuç ortaya çıkmaktadır. F - suyun kaldırma kuvveti, G yer çekimi kuvveti olmak üzere bu üç durum şu şekildedir :

    1 - F = G

    Bu durumda cisme etkiyen net kuvvet sıfırdır. Yani Newton'un birinci kanunu (Eylemsizlik) gereği cisim hareketli ise hareketine devam eder, durgun ise bu durgunluğunu korur. Yani cisim suyun içerisinde nereye bırakıldıysa öylece kalır. 

    2 - F > G

    Bu durum suyun kaldırma kuvvetinin, cisme etki eden yer çekimi kuvvetini yendiği anlamına gelmektedir. Eğer cisim su yüzeyine bırakılırsa, yüzeyde bırakıldığı gibi dengede kalır. Eğer suyun içerisine bırakıldıysa, bu durumda da cisim suyun yüzeyine doğru etki eden kuvvet sayesinde çıkar ve daha sonra dengede kalır. 

    3 - F < G

    Sonuncu durumda yer çekimi kuvveti, suyun kaldırma kuvvetinden daha büyüktür ve net kuvvet suyun tabanına doğru yönlenmiştir. Bu durumda cisim nereye bırakılırsa bırakılsın, suyun tabanına doğru hareket edecektir. 

    İnsanoğlu]]> Balıklar Suda Nasıl Yaşar https://www.su.gen.tr/baliklar-suda-nasil-yasar.html Mon, 26 Nov 2018 23:11:25 +0000 Balıklar suda nasıl yaşar, suyun içinde balıklar kıvrak ve hızlı bir hareket yeteneğine sahiptir. Balığın yüzmek için, kuyruğunu sağa ve sola sallanmasından başka bir harekete ihtiyacı yoktur. Balıklar suyun i Balıklar suda nasıl yaşar, suyun içinde balıklar kıvrak ve hızlı bir hareket yeteneğine sahiptir. Balığın yüzmek için, kuyruğunu sağa ve sola sallanmasından başka bir harekete ihtiyacı yoktur. Balıklar suyun içinde yapabildikleri kıvrak hareketleri omurgaları ve vücutlarında olan bazı mekanizmalar ile gerçekleştirirler. Balıkların suyun içinde yüzerken fazla miktarda enerji harcadıkları bilinir. Bu sadece hızla yüzdüklerinde değil, suda aniden yüksek hızlara ulaşmak içinde gereklidir. Balıkların ani hızlanmaları avcılardan kaçmaları için gereklidir. Suyun içindeki balıklar genellikle akıntıya karşı hareket ederler. Suda yaşam ve yeryüzünde yaşam birbirinden çok farklıdır.

    Balıkların suda yüzmesi için neler etkili olur

    Balıklarda suyun içinde hareketi sağlayan enerjinin ortaya çıkmasını sağlayan kaslarındaki ve omurgalarındaki özel yapılar sağlar. Balığın omurga yapısı suda dik durmasını sağladığı gibi, kasların ve yüzgeçlerin bağlanmasını sağlayan bir yapıdadır. Bu yapının böyle olması suda hareketleri sağlamaktadır. Fakat sadece omurga yapısı balıkların suda yüzmesi için yeterli gelmez. Bunun nedeni balıkların suyun içinde sadece ileri ve geri hareket yapmamasıdır. Eğer yukarıya ve aşağıya doğru hareket edemezlerse balıkların suyun içinde yaşaması imkansız hale gelir. Balıklar bu hareketleri vücutların başka bir mekanizması ile gerçekleştirir. Vücutlarında bulunan hava keselerini havayla doldurarak, suyun derinliklerine inebilir ya da havayı keselerden boşaltarak suyun yüzeyine doğru hareket edebilirler.

    Balıklar Suda Nasıl Yaşar

    Balıklar suda neden zarar görmezler

    Balıkların dışında olan canlılar suyun içinde belli bir zaman kaldığında, bundan etkilenerek ciltleri zarar görmeye başlar. Balıkların suda böyle bir etkilenmesi mümkün değildir. Bunun sebebi balıkların üst derisinde olan sert ve parlak tabakadır. Bu tabaka sayesinde su vücutlarıyla temas etmez. Bu tabakanın olmaması halinde vücutlarının zarar görmesi engellenemez. Bu yüzden balıklar suyun içinde zarar görmeden yaşayabilirler. Suyun içinde yaşayan tüm balık türlerinde bu özellikler bulunmaktadır. Balıkların yapısı geçmişten günümüze kadar değişmeden kalmıştır. Bu mükemmel yapı sayesinde suda yaşam onlar için çok kolaydır.

    Balıkların suyun içinde yaşaması sağlayan yapısal özellikleri nedir

    Balıklarda bulunan solunum sistemi diğer canlılardan daha farklıdır. İnsanlarda solunum yapmaya yarayan burun yerine solungaçlara sahiptirler. Solungaçları sayesinde suyun içinde bulunan oksijeni kullanırlar. Devamlı ağızdan alınan su solungaç yaylarının üzerinden arkaya doğru ilerler. Solungaçlarda bulunan kılcal damarlar suyun içindeki çözünmüş oksijeni alarak, vücutlarında bulunan karbondioksiti suyun içine salar. Balıkların bir çoğunda burun delikleri bulunur. Ancak bu delikler solunum amacıyla kullanılmaz. Bunların kullanım amacı daha farklıdır. Balıklar burun deliklerinin açıldığı minik keseciklere dolan sudan koku almaya yarar. Balıkların çoğu avlarını buradan aldıkları kokuyla bulur. Balıkların göz kapakları bulunmamaktadır. Çevresini gözlerin üzerini kaplayan şeffaf örtü arkasından görürler. Sert ve küresel yapıları çok yakın olan nesneleri bile görmeye göre yaratılmıştır. Uzağı görmek istediklerinde lens sistemi gözün içinde bulunan özel bir kas mekanizması sayesinde arka tarafa doğru çekilir. Balıklarda işitme, koklama, duyma, dokunma, tatma duyularına ilave olarak, yanal çizgileri yardımıyla algılama yapabilirler. Bu çizgilerde bulunan duyarlı sinir hücreleri sayesinde yakınından geçen şeylerin büyüklüğünü, yönünü algılayabilirler. Özellikle mağarada yaşayan kör balıklar bu sayede hareket edebilirler. Balıkların karın boşluğunda balona benzeyen, ince uzun ve içinde hava bulunan kesecik bulunmaktadır.

    ]]>
    Suyun Kaynama Derecesi https://www.su.gen.tr/suyun-kaynama-derecesi.html Tue, 27 Nov 2018 10:26:21 +0000 Suyun kaynama derecesi, genel olarak 100 derece olarak kabul edilmektedir. Ancak suyun kaynama derecesi hava basıncına bağlıdır. Hava basıncının düşük olması, suyun kaynama derecesini de düşürür. Yüksek yerlere ç Suyun kaynama derecesi, genel olarak 100 derece olarak kabul edilmektedir. Ancak suyun kaynama derecesi hava basıncına bağlıdır. Hava basıncının düşük olması, suyun kaynama derecesini de düşürür. Yüksek yerlere çıkıldığı zaman hava basıncı düşük olduğundan, su 100 derecenin daha altındaki sıcaklıklarda kaynar. Ancak kaynama derecesi yükseltiyle fazla miktarda değişmediğinden, bunu sadece ölçme aletleri kullanarak tespit edebilirsiniz. Su yapışkan özellikte bir maddedir. Bunun nedeni su moleküllerinin yüzeyinde meydana gelen hidrojen bağıdır. Böylece yüzey gerilimi meydana gelir. Bunu gözlemlemek te, oldukça kolaydır. Su taneciklerinin bir arada olması, bilyeler gibi şekil alması bundandır. 

    Suyun kaynama derecesi ve buharlaşmaya etkisi nedir

    Sıvılar farklı hızlarda hareket eden moleküllerden oluşan, ancak moleküller arası çekim kuvvetiyle bir arada tutulabilen bir kütledir. Bu moleküllerin her biri farklı hızlarda hareket eder. Sıvıda yüzeye yakın yerde olan moleküller daha hızlı hareket edebildiğinden, çekim kuvvetini yenip sıvıdan dışarıya kaçarlar. Bir anlamda molekül diğer moleküllerle sıvı bağlarla bağlıyken, bağı ortadan kaldırarak gaz haline geçebiliyor. Bu şekilde su buharlaşmış oluyor. Bu nedenle suyun buharlaşması için, kaynama derecesine gelmesi gerekmiyor. Su 100 derecede kaynamış olsa da, suyun daha düşük sıcaklıklarda olması halinde bile buharlaşma gerçekleşebiliyor. Buharlaşma eğer moleküllerin kaçacağı gaz halinde bir ortamın olması halinde gerçekleşebiliyor. Buharlaşma hızı sıcaklığa ve yüzey alanına göre değişim göstermektedir. Maddenin sıcaklığı artarsa, moleküllerin hızında artış olur ve yüzeyden kaçabilen moleküller daha fazla olur. Bu şekilde buharlaşma daha hızlı gerçekleşir. Suyun yüzey alanının genişlemesi de buharlaşma hızını arttıran bir etkendir. Yani bardakta olan sudan, yere dökülen su daha çabuk buharlaşır.

    Suyun Kaynama Derecesi

    Suyun kaynayabilmesi için neler gereklidir

    • Yerçekiminin olması gerekir.
    • Suyun ağzı açık bir kabın içinde alttan ısıtılması gerekir.
    • Atmosfer basıncının olması gerekir. Buharlaşma her koşulda gerçekleşse bile, suyun kaynaması için bu koşulların bir arada olması gerekir.

    Su neden 100 derecede kaynar

    Suyun kaynayabilmesi için, en alttan buhar kabarcığı oluşması gerekir. Kabarcıkların hepsi su buharından oluşmaktadır. Bunların içinde azot, oksijen gibi hava molekülleri bulunmaz. Kabarcığın içinde buharın basıncı tamamen dışarıda olan atmosfer ve suyun yüksekliğine göre belirlenmektedir. Yani kabarcığın içindeki buharın gerçek basıncı suyun sıcaklığıyla alakalı değildir. Kabarcığın çevresindeki suyun ve buharın sıcaklığı 99 derece kabul edildiğinde, denge halindeki buharın basıncı 0,96 atmosfer olmaktadır. Kabarcığın içinde dengeden daha fazla buhar bulunmaktadır. Bu halde yoğunlaşma buharlaşmadan daha hızlı gerçekleşecek ve kabarcıktaki buhar sıvıya dönüşüp, kabarcığın küçülmesine neden olup, yok olacaktır. Yani suyun sıcaklığı 100 derecenin altında olduğunda, bütün kabarcıklar yok olur. Suyun sıcaklığı 100 derecenin üzerine çıktığında, bütün kabarcıklarda büyüme olur. 100 derecelik değer kabarcıkların büyümesi yönünde dengesizleşen bir dönüm noktası oluşturmaktadır. Kabarcıkların belli bir miktar büyümesinden sonra, suyun kaldırma kuvvetiyle yükselmeye başlarlar. Eğer suyun üzeri soğuksa, kabarcıklar burada küçülerek kaybolur, suyun sıcaklığı üstte de sıcaksa kabarcıklar suyun yüzeyine çıkar ve su buharı havaya karışarak gaz haline gelir. Suyun kaynama noktasının atmosfer basıncıyla belirlenmesi de bu yüzdendir. Dağlar gibi yükseltisi fazla olan yerlerde atmosfer basıncı düşük olduğundan, suyun kaynama derecesi daha düşük sıcaklıkta olur. Madenler ve düdüklü tenceredeki basınç yüksek olduğundan, suyun kaynama derecesi düşer.

    ]]>
    Suyun Özellikleri https://www.su.gen.tr/suyun-ozellikleri.html Wed, 28 Nov 2018 00:39:29 +0000 Suyun özelliklerinin her açıdan ayrı ayrı incelenmesi, yaşam için ne kadar önemli bir kimyasal bileşik olduğunun somut kanıtlarını sunar. Fiziksel açıdan incelendiğinde suyun özellikleri bakımından evrende bulunan diğer molekülle
    Su, kimyasal özellikleri bakımından karmaşık olmayan renksiz, tatsız ve kokusuz bir bileşik olup, evrende en çok bulunan ve en hafif element olan hidrojen atomu ile yine suyun kendi gibi canlılar için oldukça önemli olan oksijen atomundan oluşur. Bir su molekülünü oluşturmak için iki adet hidrojen atomu ile bir adet oksijen atomu kimyasal olarak birleşir. İki hidrojen atomu da hidrojen bağıyla, kendilerinde daha büyük ve ağır olan oksijen atomuna bağlanır. Hidrojen atomlarının kurdukları bağlar arasındaki açı 104,5 derecedir ve bu açı, "bağ açısı" olarak adlandırılır.

    Suyun özelliği geometrik olarak incelendiğinde düzgün dört yüzlü biçiminde bir şekil elde edildiği görülür. Bu şeklin tepe noktasında oksijen, birbirlerine komşu olmayan iki köşede hidrojen atomları ve diğer köşelerde de ortaklanmamış serbest elektronlar vardır. Su molekülü elektriksel yük bakımından nötrdür. Fakat, bir molekülün kendi içerisinde, pozitif yüklü hidrojen atomları ve negatif yüklü ortaklanmamış elektronlar sebebiyle elektriksel yük farkları vardır. Suyun bu özelliği, ortaya iki adet kuvvet çıkarmaktadır : Adezyon ve Kohezyon Kuvveti. 

    Kohezyon kuvveti, aralarında oluşan hidrojen bağı sayesinde su moleküllerinin dağılmadan beraber durmasını sağlar. Adezyon kuvveti ise su moleküllerinin başka madde moleküllerine bağlanmasını sağlar. Bunun sonucu olarak suyun ıslatma özelliği ortaya çıkar. Su, moleküllerinin sahip olduğu bu kuvvetler sayesinde yüzeylere tutunabilir veya ince bir boruya tırmanabilir. İlk su molekülleri borunun kenarlarına yapışarak diğerlerinin üzerinden kolayca geçmesine olanak sağlar. Bu özellik neredeyse tüm bitkilere boylarını uzatıp güneş ışığından daha fazla yararlanarak topraktan beslenme noktasında büyük bir avantaj sağlar.

    Su, her sıvının sahip olduğu yüzey gerilimine de sahiptir. Su yüzeyindeki moleküller içerideki moleküller tarafından bir çekim kuvvetine maruz kalır. Bu olay da su yüzeyinin ince bir zar gibi gerilmesini sağlar. Suyun bu özelliği sayesinde bazı tür böcekler ve kısa süreli de olsa suda yürüyen kentenkeleler su üzerinde yürüyebilirler.

    Suyun kaynama ve donma noktaları da yaşam için özel sayılabilecek bir duruma sahiptir. Donma ve kaynama noktalarının yüksek oluşu, ortalama sıcaklıklarda suyu sıvı halde tutarak canlı yaşamına olanak sağlar. Tüm bu özelliği sağlayan moleküllerin oluşmasını sağlayan hidrojen bağlarıdır. 

    Suyun Özellikleri
    Su, halk arasında bilinenin aksine iyi bir iletken değildir. Çünkü, bahsedildiği üzere saf su molekülleri nötr haldedir. Suyu iletken kılan içerisine karışan mineral tuzlar ve karbondioksit bileşikleridir. Bu maddelerin suyun içerisinde iyonize olması elektrik iletkenliğini sağlamaktadır. Saf su molekülü de, hidroksit (+) ve hidronyum (-) iyonlarına ayrışarak iletken olabilir fakat, bu iletkenlik zarar verecek büyüklükte akım taşıyamaz. 

    Suyun tüm kimyasal ve fiziksel özelliklerinin yanında, canlı hayatındaki önemi de bizler için suyun belki de en önemli özelliğidir. Su, hücresel faaliyetlerin hemen hemen hepsinde oldukça önemli bir rol oynamaktadır. Sindirim sonucunda elde edilen küçük moleküllerin hücreye taşınması, hücresel sindirim ve atıkların taşınmasından sorumlu olan bileşik sudur. Bir insan yemek yemeden uzun süreler canlı kalabilir fakat, su olmadan bunun olması mümkün değildir.  
    ]]>
    Suyun Özkütlesi https://www.su.gen.tr/suyun-ozkutlesi.html Wed, 28 Nov 2018 01:56:32 +0000 Suyun özkütlesi veya yoğunluğu, suyun fiziksel anlamda karakterini ve davranışı belli eden bir özelliğidir. Her maddenin tam olarak belirli bir özkütlesi vardır. Özkütle, birim hacimdeki madde miktarı olarak tanımlanmaktadır. Matemat
             d = m / V 

    şeklinde ifade edilir. Burada, d - özkütle veya yoğunluk, m - kütle, V - hacimdir. Kütle birimi kilogram ve hacim birimi de metreküp olarak alındığında, özkütlenin birimi de kg/m3 olarak elde edilir. Uluslararası Birim Sistemi'ne göre özkütle biriminin kg/m3 olmasına rağmen, gr/cm3 ve kg/L'de sık kullanılan birimler arasındadır. Bu çıkarımdan da anlaşılacağı üzere özkütle, direkt olarak cihazla ölçülemez ancak formül yardımıyla hesaplanır. Her ne kadar özkütleyi ölçebilen aletler olsa da, bunlar da formül yardımıyla işlem yapan cihazlardır. 

    Suyun Özkütlesi
    Suyun özkütlesi, 0 santigrad derece ve 1 atmosfer basınç altında yaklaşık olarak 1 gr/cm3'tür. Suyun özkütlesi de diğer sıvılarda ve gazlarda olduğu gibi sıcaklık ve basınca bağlı olarak değişir.

    Sıcaklık arttıkça genleşmeden dolayı genellikle özkütle azalır. Bir başka deyişle birim hacime düşen madde miktarı düşer. Sıcaklığı artırmak, saf maddenin V hacmini de artırmak anlamına geldiği için, matematiksel olarak incelendiğinde d=m/V formülündeki payda değeri artar. Dolayısıyla d değerinin azaldığı görülür. Bunun tam tersi düşünüldüğünde de sıcaklığın azalmasıyla özkütle artar denir. Fakat, suyun durumu bunun tam aksidir. Suyun sıcaklığı azaldığında özkütlesi de azalır. Bu durum canlı yaşamı için suyun bir diğer faydasını ortaya çıkarmaktadır. Örneğin, soğuk iklimde yer alan bir göl düşünüldüğünde, yılın en soğuk zamanlarında donmalar gözlenir. Buz haline gelen suyun sıcaklığı azalır ve diğer birçok maddenin aksine yoğunluğu da azalır. Bu durumda gölün donması tabandan değil yüzeyden başlar. Bu da gölde canlı yaşamının devamını sağlamaktadır. 

    Özkütle basınç ile doğru orantılıdır. Sıvıların yoğunluğunun basınç ile prensipte değişmediği kabul edilir. Fakat, gazlar için bu geçerli değildir. Dolayısıyla basıncın artması gazın sıkışmasına sebep olur ve birim hacimdeki gaz miktarı da artmış olur.

    Suyun kaldırma kuvveti, suyun üzerinde yüzen cismin aerodinamik yapısı ve suyun yüzey gerilimi gibi fiziksel olguların yanı sıra suyun özkütlesi de cisimlerin su yüzeyinde veya içerisindeki hareketlerini etkileyen bir faktördür.
    ]]>
    Suyun Atom Modeli https://www.su.gen.tr/suyun-atom-modeli.html Wed, 28 Nov 2018 20:21:11 +0000 Suyun atom modeli, suyun yapısını oluşturan iki hidrojen ve bir oksijen atomunun kimyasal bağ oluşturma şeklini açıklayan geometrik bir modeldir. Su gibi her bir molekülün yapısını açıklayan geometrik modelleri vardır. Suyun molekül
    Suyun atom medeli, iki hidrojen atomunun bir oksijen atomuna bağlanmasıyla ortaya çıkar. Düzgün dört yüzlü şeklindeki bu geometrik yapının tepe noktasında oksijen atomu yer almaktadır. Düzgün dört yüzlünün tabanında birbirine komşu olmayan iki köşede ise hidrojen atomları bulunur. Bu hidrojen atomları, tepe noktasındaki oksijen atomuna polar bağ ile bağlanırlar. Bu nedenle söz konusu geometrik şeklin tabanındaki birbirine komşu olmayan diğer iki köşesinde ise serbest ortaklanmamış elektronlar bulunur. Tepe noktası açısı, yani bir başka deyişle hidrojen atomlarının oksijen atomu ile yaptıkları bağın açısı da 104,5 derecedir. Buna bağ açısı denir.
    Suyun Atom Modeli
    Suyun atom modelini iyonik olarak da ele almak mümkündür. Bu durumda negatif yüklü hidroksit iyonu (OH-) pozitif yüklü hidrojen iyonuna (H+) bağlanmış olur. Hidrojenin elektriksel yükü +1 , oksijenin ise -2'dir. Bu sebeple hidroksit iyonun yükü -1 olarak elde edilmektedir. 

    İki su molekülü arasında, birinin pozitif tarafı ile diğerinin negatif tarafı etkileşerek hidrojen bağı oluşturur. Oluşan bu hidrojen bağı, su moleküllerinin birbirine ve diğer maddelerin moleküllerine tutunmasını sağlar. Hidrojen bağı elektriksel farktan kaynaklanmaktadır. Su moleküllerinin birbirlerine tutunması olayı kohezyon gerilim olarak adlandırılır.

    Suyun atom modeline, geometrik şeklin dışından bakıldığında, yapının elektriksel olarak nötr olduğu görülür. Fakat, düzgün dört yüzlü olan şeklin farklı noktalarında farklı elektriksel yükler vardır. Örneğin, suyun atom modelinde, hidrojen atomlarının bulunduğu bölge pozitif yüke sahip iken, diğer tarafta oksijenin negatifliği sebebiyle negatif yük hakimdir. Bu şekilde elektriksel farklılığa sahip olan moleküller polar yapıdadır denir. 
    ]]>
    Canlılar İçin Suyun Önemi https://www.su.gen.tr/canlilar-icin-suyun-onemi.html Thu, 29 Nov 2018 08:56:59 +0000 Canlılar için suyun önemi, canlılar tarafından yaşamsal olarak kullanılan tüm diğer sıvılardan çok daha fazladır. Su, iki yanıcı madde olan hidrojen ve oksijenin oluşturduğu kovalent bağ neticesinde meydana gelen söndürücü özel
    Bütün canlılar için suyun önemi, canlıların tüm yaşamsal döngülerini ele aldığımızda döngünün her adımında farklı bir şekilde açıkça görülmektedir. İnsan vücudunun üçte ikisi, bir diğer ifadeyle %60 - %70'lik kısmı sudan oluşmaktadır. Anne karnındaki üç aylık fetüsün yüzde doksan beşi, yeni doğan bir bebeğin yüzde yetmiş beşi sudur. Bebek doğduktan yaklaşık iki hafta sonra vücudundaki su oranı yüzde yetmişlere düşer. Anlaşıldığı üzere vücuttaki su oranı yaş ile ters orantılıdır. Bir başka deyişle, ilerleyen yaş vücuttaki su oranının azalmasını da beraberinde getirir. Yetişkinlerdeki su oranı yüzde altmışlara kadar iner. Erkeklerde kadınlara, şişman bireylerde zayıf olanlara oranla daha fazla su bulunur.

    Suyun vücuda alınması (hidrasyon) için iki yöntem vardır : Ekzojen su alımı, endojen su alımı. Ekzojen su alımı, ağız yoluyla alınan besinlerden ve içeceklerden elde edilen suyu temsil eder. Bir insan günde ortalama besinlerle 1000 ml, içeceklerle de 1200 ml suyu vücuduna alır. Ekzojen su alımı ise hücrelerde meydana gelen çeşitli kimyasal reaksiyonlar sonucu ortaya çıkan suyun kazanımıdır. Ortalama günde 300 ml civarındadır. Vücuttan su kaybına ise dehidrasyon adı verilir. Bir insan günde ortalama 1500 ml ile en çok böbreklerden idrarla su kaybeder. Bunun haricinde 500 ml kadar solunum yoluyla da akciğerlerden çıkan su buharıyla kaybedilen miktar vardır. 

    İleri derecede su kaybı canlı vücudu için hayati tehlikeye sebep olmaktadır. Bir insan su içmeden en fazla 7 ile 12 gün arası canlı kalabilmektedir. Susuzluk durumunda sırasıyla fiziksel performans düşüklüğü, baş ağrısı, halsizlik, titreme, bayılma ve bilinç kaybı gerçekleşir. Tüm bunları aşan durumlarda önlem alınmadığı taktirde canlının ölümü gerçekleşir. Bu nedenle canlılar için suyun önemi oldukça büyüktür.

    Canlılar İçin Suyun Önemi
    Suyun canlılar için en büyük önemi hücresel boyutta gerçekleştirilen tüm yaşamsal faaliyetlerin içinde rol almasıdır. Besinler veya içecekler yoluyla alınan maddeleri sindirimin ardından hücrelere taşınmasında su görevlidir. Aynı şekilde hücre içine giren bu maddelerin çözünerek işlenmesi sırasında ve ardından hücrelerden atık madde olarak çıkarılarak taşınmasında da su görev yapmaktadır. Ayrıca, vücut ısısını dengelemek, bazı organları korumak ve besinlerin sindirimine yardımcı olmak gibi yaşamsal avantajlar sağlamaktadır. 

    Su, kimyasal yapısı sayesinde bitkilerin karada yaşamalarına olanak sağlar. Su, bitkilerin kılcal damarlarından, kohezyon ve adezyon kuvvetleri sayesinde yer çekimine karşı çıkarak, en üst yaprağa kadar ulaşabilmektedir. Bu nedenle, insanlar için olduğu kadar bitkiler için de su oldukça önemlidir. Bu bağlamda insan yaşamının da döngüsel olarak bitki yaşamına bağlı olduğu düşünülürse, suyun insanlık için önemi çok daha büyümüş olur.

    Tüm bu bahsedilen faydaların ve gerekliliklerin haricinde insanoğlu, deniz taşımacılığı, tarımda sulama, barajlar ile elektrik enerjisi elde etme, sıcak su kaynakları, jeotermal enerji, kaplıcalar gibi oldukça farklı alanlarda sudan yararlanmıştır.
    ]]>
    Suyun Ph Değeri https://www.su.gen.tr/suyun-ph-degeri.html Thu, 29 Nov 2018 17:41:11 +0000 pH değeri herhangi bir çözeltinin asitlik veya bazlık durumunu ifade eden ölçü birimidir. Çözeltilerin pH değeri 0 ile 14 arası değişmektedir. 0 - 7 arası asidik, 7- 14 arası ise bazik çözelti anlamına gelmekte olup, 7 nötrdür.
    Suyun pH derecesi de 0'dan 14'e kadar olan değerleri almaktadır. 0 - 7 arası asidik, 7 nötr ve 7 - 14 arası alkali su olarak adlandırılmaktadır. Saf suyun pH derecesi 7'dir. Suyun asidik özellik göstermesi içeriğinde fazladan karbondioksit bulunması, alkali özelliği göstermesi ise fazladan kalsiyum bikarbonat ve alkali tuzları içerdiği anlamına gelmektedir. Ayrıca içeriğinde potasyum, kalsiyum ve magnezyum bulunması suyun asitlik derecesini düşürmektedir. Hafif alkali sular, insan sağlığı açısından daha verimli ve faydalıdır.

    Suyun Ph Değeri
    Doğada bulunan kaynak sularının pH değerleri içerdikleri maddelere göre oldukça farklılık göstermektedir. Suyun pH derecesi içerdiği hidrojen iyonu derişimine bağlıdır. Hidrojen iyonu derişiminin on kat değişmesi, pH değerinin bir birimlik değişimine karşılık gelir. Hem doğal kaynaklarda hem de içme sularında suyun pH değeri hafif alkali veya nötr olmalıdır. Özel olarak, kaynak sularında en uygun pH değeri 6,5 ile 8,5 arası, içme sularında ise 6,5 ve 9,2 arası olmalıdır. Doğal kaynak suları için yasal düzenleme gereği kullanım izin aralığı 4,5 ile 9,5 arası olarak belirlenmiştir.

    İdeal suyun pH değerinin yanında sertlik derecesi de sağlık açısından oldukça önemlidir. Sertlik derecesi suyun içeriğinde bulunan magnezyum ve kalsiyum miktarlarının toplamıdır. Az miktarda kalsiyum ve magnezyum içeren sular yumuşak olarak tanımlanır ve içimi oldukça iyidir. Fakat, vücuda yeteri miktarda mineral alınmamasına sebep olur. Türkiye'de kullanılan içme sularının sertlik dereceleri genel olarak azdır. Suyun sertlik derecesi gibi suyun pH değeri de kalsiyum ve magnezyum değerlerine bağlıdır. 

    Avrupa Birliği, içme suyu için 15 (FS) sertlik derecesini, Dünya Sağlık Örgütü ise 10 (FS) sertlik derecesini tavsiye etmektedir. En ideal içme suyu pH değeri ise 7,5 ve 8,5 arasıdır.
    ]]>
    Suda Yüzen Maddeler https://www.su.gen.tr/suda-yuzen-maddeler.html Fri, 30 Nov 2018 16:28:32 +0000 Suda yüzen maddeler, birçok ek unsurların yanında temel olarak özkütle değerleri suyun özkütle değerinden daha az olan maddelerdir. Tarih boyunca insanlık, suda yüzen maddelerden özellikle ulaşım alanında oldukça yoğun bir şekilde
    Milattan önce 287 yılında doğan Yunan bilgini Arşimet'in keşfi sebebiyle onun adıyla da anılan suyun kaldırma kuvveti, yoğunluğu suyun yoğunluğundan az olan cisimleri suyun yüzeyine doğru iten kuvvettir. Her ne kadar suyun kaldırma kuvveti olarak anılsa bile tüm sıvılar için geçerli bir prensiptir. Sıvının içerisine bırakılan cisme etki eden kaldırma kuvveti, cismin batan hacmi, sıvının yoğunluğu ve yer çekimi ivmesi ile doğru orantılıdır. Matematiksel olarak 

    Suda Yüzen Maddeler
    F = V . d . g  (V - sıvının içine batan hacim, d - sıvının yoğunluğu, g - yer çekimi ivmesi)

    olarak ifade edilir. Suyun içerisine bırakılan cisme etki eden iki adet kuvvet vardır :

    1 - Yer çekimi kuvveti (Sıvının tabanına doğru)
    2 - Sıvının kaldırma kuvveti (Sıvı yüzeyine doğru)

    Bu iki kuvvetin etkisi ve aralarında bulunan fark sonucunda sıvıya bırakılan herhangi bir cisim için üç adet ayrı durum ortaya çıkmaktadır. Sıvının kaldırma kuvveti "F", yer çekimi kuvveti ise "G" ile sembolize edilirse aşağıdaki üç durum elde edilir.

    1 - F < G 
    Bu durumda cisim sıvının tabanına doğru çöker. 

    2 - F = G
    Bu durumda cisim, sıvının içinde dengede kalır.

    3 - F > G
    Suyun kaldırma kuvvetinin, yer çekimi kuvvetinden büyük olması durumunda ise cisim, sıvının yüzeyinde kalır ve batmaz. 

    Suda yüzen maddeler, Arşimet prensibinin üçüncü durumu gereği, deniz ulaşımı ve şamandıra sistemleri gibi oldukça önemli alanlarda kullanılmaktadırlar. Ayrıca, cisimlerin ağırlıkları da suyun kaldırma kuvveti kullanılarak bulunabilir. 

    Suda yüzen maddeler için bir diğer fizik kanunu da yüzey gerilimidir. Sıvı içerisindeki bir moleküle diğer moleküller tarafından bir çekim kuvveti uygulanır. Eğer molekül bahsedilen durumda sıvının içinde yer alıyorsa, etki eden toplam kuvvet sıfırdır. Fakat, bu durum yüzeyde bulunan moleküller için geçerli değildir. Sıvı yüzeyinde bulunan moleküllere uygulanan çekim kuvveti onları sıvının içine doğru çeker ve yüzeyin zar gibi bir yapıya kavuşmasına sebep olurlar. Suyun üzerinde yürüyen kertenkeleler ve böceklerin durumu ve aynı zamanda sahilden atılan taşların suyun üzerinde sekmesi yüzey gerilimi ile açıklanmaktadır. Anlaşılacağı üzere, suda yüzen maddelerin tanım aralığı zaman faktörü ortadan kaldırıldığında daha da genişlemektedir. Yoğunluğu suyun yoğunluğundan fazla olan maddeler, hareketlerine bağlı olarak kısa bir zaman aralığında batmazlar. 
    ]]>
    Suyun Molekül Yapısı https://www.su.gen.tr/suyun-molekul-yapisi.html Fri, 30 Nov 2018 17:49:31 +0000 Su, iki hidrojen ve bir oksijen atomundan oluşan, H2O moleküler yapısına sahip inorganik bir maddedir. İyonik olarak da bir hidrojen iyonunun (H+), bir hidroksit (OH-) iyonuna bağlanması şeklinde tanımlanır.Suyun
    Suyun molekül yapısı düzgün dörtyüzlü şeklindedir. Bu geometrik şeklin tepesinde oksijen atomu, birbirlerine komşu olmayan alt iki köşede oksijene bağlanmış iki hidrojen atomu ve diğer iki köşede ise ortaklanmamış elektron çiftleri bulunur. Hidrojen atomları oksijen atomuna 104,5 derecelik bir açıyla bağlanmışlardır. Bu açıya bağ açısı denir.

    Suyun molekül yapısı dipol özelliktedir. Molekülün çevresinde elektrik dağılımı homojen değildir. Yapının oksijen tarafında elektron yoğunluğu fazla olup negatif yük (-) durumundadır. Benzer şekilde hidrojen tarafında ise elektron dağılımı görece düşüktür ve pozitif yük (+) durumundadır. Kısacası su, molekülün kendi içindeki yapı incelendiğinde, bir tarafı pozitif diğer tarafı negatif elektrik yükünde bir molekül yapısına sahiptir. Fakat, dışarıdan bakıldığında suyun molekül yapısı elektriksel olarak nötrdür.

    Suyun Molekül Yapısı
    Dipol karakterdeki moleküllerde olduğu gibi suda da katı ve sıvı halde hidrojen bağı kurulması oldukça kolaydır. Bir molekülün ortaklanmamış elektron çiftleri ile diğer molekülün hidrojen çekirdeği arasında bir hidrojen bağı oluşur. Bu durumu ortaya çıkaran karşılıklı elektrostatik reaksiyondur. Hidrojen bağıyla su moleküllerinin birbirlerine bağlanma olayı kohezyon gerilim olarak adlandırılır. Su moleküllerinin katı halde tamamı, oda sıcaklığında yüzde 70 kadarı ve 100 C suda neredeyse yarısı bahsedilen hidrojen bağlarıyla birbirlerine bağlanmış durumda bulunurlar. 

    Sulu çözeltilerde, çözeltinin içerisinde bulunan moleküllerin anyon ve katyonlarının her biri su molekülleri tarafından çevrelenmiş bir durumda bulunurlar. Katyonlar(+), su moleküllerini negatif tarafından çekerken, anyonlar(-) ise pozitif tarafından aynı çekimi uygular. Yüksüz polar yapıya sahip moleküller su molekülleri arasında bulunan hidrojen bağını kırarak, bu bağı kendileri kurarlar. Şekerin suda iyi çözünmesinin sebebi yüksüz, polar yapıya sahip olmasından ötürüdür.
    ]]>
    Suyun Elektrolizi https://www.su.gen.tr/suyun-elektrolizi.html Sat, 01 Dec 2018 14:44:24 +0000 Suyun elektrolizi; suyu, elektrik enerjisi ile kimyasal bileşenleri olan hidrojen ve oksijene ayırma yöntemidir. Elektroliz sözcüğü, elektrik ve analiz kelimelerinden oluşturulmuştur. Suyun elektrolizi, doğru akım kullanılarak bileşenler
    Suyun elektrolizi sırasında su içine iletken bir madde ilave edilir. Bu madde genellikle potasyum hidroksittir. Elektroliz sırasında bu maddenin eklenmesi suyun iyi bir iletken olmamasından dolayı gereklidir. Suyun elektrolizi işlemi sırasında doğru akım her iki metal veya karbon levhaya verilir. Bu durumda su içinde elektrik akımı artı uçtan (katot) eksi uca (anot) doğru akar. Bu esnada katotta hidrojen ve anotta ise oksijen toplanır. Böylelikle elektrolit içindeki su, kimyasal bileşenleri olan oksijen ve hidrojene ayrışmış olur. Suyun elektrolizi yöntemi, şu ana kadar bilinen en ucuz ve kolay hidrojen elde etme yöntemidir.

    Su molekülü, iki hidrojen ve bir oksijen atomundan oluşur. Bu nedenle suyun elektrolizi sonucunda elde edilen hidrojen, oksijenin iki katıdır.Suyun elektrolizinin verimliliği için yüksek akım yoğunluklu sistemler tercih edilmelidir.

    Suyun Elektrolizi
    Suyun Elektrolizi Deneyi :

    1 - Deney Malzemeleri
    • Güç kaynağı (9 veya 12 volt)
    • Krokodil kablo
    • Beherglas ve deney tüpü (2 adet)
    • Bunzen kıskacı
    • Çelik elektrot (2 adet)
    • Cam çubuk
    • Saf su
    • Sülfirik asit veya sodyum karbonat
    2 - Deneyin Yapılışı
    • Öncelikle çözelti (elektrolit) hazırlanmalıdır. 500 ml su ve 60 gram sülfirik asit veya sodyum karbonat, beherglasın içinde cam çubuk yardımı ile karıştırılır.
    • İkinci adım olarak deney tüpleri, hazırlanan bu karışımla ile doldurulur. Dolu deney tüpleri baş parmak ile sıkıca kapatılıp ters bir biçimde beherglas içine daldırılır. Böylelikle tüplerin içinde hava kalmaz. Ardından deney tüpleri bunzen kıskacı ile tutturularak sabitlenir. 
    • Daha sonra çelik elektrotlar, deney tüplerinin içine yerleştirilerek, iki elektrotun açıkta kalan uçlarına da, diğer uçları güç kaynağına bağlı olan krokodil kablolar bağlanmalıdır.
    • Son olarak güç kaynağı açılarak belli bir süre beklendikten sonra, deney tüpleri yine hava almayacak bir biçimde sistemden çıkartılır. Bir kibrit yardımıyla alev yaklaştırıldığında daha çok parlayan tüpte oksijen gazının, diğerinde ise hidrojen gazının biriktiği anlaşılır.

    ]]>
    Ilık Suyun Faydaları https://www.su.gen.tr/ilik-suyun-faydalari.html Sun, 02 Dec 2018 13:49:37 +0000 Ilık suyun faydaları sağlık açısından olduğu kadar fiziksel ve psikolojik olarak da birçok şekilde ortaya çıkmaktadır. Birçok kişinin fiziksel ve psikolojik olarak kendini rahatsız ettiği fazla kilolarından kurtulmanın en ko Ilık suyun faydaları sağlık açısından olduğu kadar fiziksel ve psikolojik olarak da birçok şekilde ortaya çıkmaktadır. Birçok kişinin fiziksel ve psikolojik olarak kendini rahatsız ettiği fazla kilolarından kurtulmanın en kolay yolu bol bol ılık su tüketmektir. Ilık su içilerek vücuttan dışarı atılan yağlar kalıcı olarak yok olmaktadır. Çinliler toplum olarak zayıf kalmalarını sürekli olarak sıcak su içmelerine borçlu olduklarını belirtmişlerdir. Sıcak su mide yüzeyinde kanın direkt olarak emdiği birkaç madde arasında yer alanlardan en önemlisidir. Çinlilere göre 40 yaşından sonra oda sıcaklığından daha soğuk su içilmesi vücut sağlığı açısından hiçte iyi değildir. Ayrıca Çinlilere göre soğuk bir şeyler yenilip içilmesi içsel organların büzüşmesine yol açarken, diğer yandan da soğuk su kabızlığa neden olmaktadır. Peki Çinlilerin bile ılık suyun faydaları için bu kadar inançlı olduğu düşünceleri gerçekten doğru mudur Ilık suyun faydaları ve vücudumuzdaki etkileri işte bu yazımızda yer alıyor.

    Ilık Suyun Faydaları Şunlardır
    • Ilık suyun faydaları arasında midede tokluk hissi yaratması ve bu nedenle daha az yemek yenmesi yer almaktadır.
    • Sabahları aç karnına ılık su içilmesi vücudu hastalıklardan koruyan en önemli etkendir.
    • Balgam sorunu yaşayan kişilerin ılık su içmesi boğazın yumuşamasını sağlar ve bu sayede balgamın atılması kolaylaşır.
    • Ilık su içilmesi kan dolaşımında artışa neden olan önemli bir etkendir.
    • Ilık su iç organları ve kaburga kafesinin etrafındaki kasları gevşetmede ve daha derin, rahat nefes alınmasında faydalıdır.
    • Mide asidi ve reflu gibi rahatsızlıklar için de ılık su tüketimi fayda sağlamaktadır.
    • Ilık su sulanmayı ve besinlerin emilimini artırarak vücutta sindirimin kolaylaşmasını sağlar.
    • Ilık suyun faydaları arasında yer alan önemli etkenlerden birisi de kabızlığı gidermesidir.
    • Yemeklerden yarım saat önce ılık su içilmesi iştahı azaltır, aynı zamanda da kilo verilmesini kolaylaştırır.
    • Soğuk algınlığı ve grip gibi hastalıkların süresini kısaltmada önemlidir. Ayrıca zatürreyi de önlemede faydalıdır.
    • Vücuttaki yağların parçalanması için faydalı olan ılık su bu sayede kilo vermeyi sağlar.
    Ilık Suyun Faydaları
    Ilık Su İçerek Zayıflama
    Ilık suyun faydaları arasında zayıflamaya yer alması oldukça dikkat çekicidir. Birçok kadın sadece sabahları aç karnına ılık su içerek zayıflama yöntemi ile başarı elde etmektedir. Sizde sabahları uyandığınızda aç karnına 1 bardak ılık su içerek zayıflayabilirsiniz. Eğer sadece ılık su içmekten hoşlanmıyorsanız suyun içerisine zencefil, limon dilimi ya da kivi, portakal dilimi ekleyerek suyunuzun tatlanması için ilave yapabilirsiniz. Aşırı sıcak ya da aşırı soğuk su tüketilmesi sindirim sistemini olumsuz yönde etkileyeceği için, zayıflama konusunda ılık suyun büyük faydalarını görebilirsiniz. Ilık suyun faydaları arasında en önemlisi vücuttan yağ atımını sağlayarak kilo vermeye katkıda bulunmasıdır. Fakat ılık su içerek zayıflarım deyip her bulduğunuzu da yer içerseniz elbetteki ılık su tüketiminden hiçbir fayda alamazsınız. Sizlere ılık su konusunda önerimiz her sabah uyandığınızda 1 bardak ılık su içerek hem sağlığınıza hem de kilolarınıza olumlu etkisini almanızdır. Ilık su içerek daha sağlıklı bir yaşama kavuşabilir, vücudunuzdaki bütün atılması gereken mineralleri kolayca atabilirsiniz.
    ]]>
    Suyun Görevleri https://www.su.gen.tr/suyun-gorevleri.html Sun, 02 Dec 2018 22:47:30 +0000 Suyun görevleri ve yaşamımızdaki yeri oldukça önemlidir. Yaşamımızın sürekliliğinin devamı için gerekli olan en önemli maddelerden birisi de sudur. Vücuttaki en büyük bileşeni oluşturan madde sudur. Yetişkinlerde vücudun Suyun görevleri ve yaşamımızdaki yeri oldukça önemlidir. Yaşamımızın sürekliliğinin devamı için gerekli olan en önemli maddelerden birisi de sudur. Vücuttaki en büyük bileşeni oluşturan madde sudur. Yetişkinlerde vücudun %50-65'ini su oluştururken, çocuklarda ise vücudun %70-75'i sudan oluşmaktadır. Normal koşullarda bir insan su içmeden yalnızca 3 gün hayatta kalabilmektedir. İnsan vücudunun susuz kalarak kuruması ve ağırlığının %20 sini kaybetmesi ölümü ile sonuçlanmaktadır. Bir insan günde en az 1.5 litre su tüketmelidir. Ki bu miktar kişinin harcadığı enerji miktarına göre de artış göstermektedir. Hayatımız ve yaşamamızın devamlılığı için bu derece önemli olan suyun elbetteki bazı görevleri vardır.

    Suyun Görevleri Şunlardır
    • Su yediğimiz gıdaların çözünerek sindirilmesini ve emilmesini sağlayan en önemli maddedir.
    • Suyun görevleri arasında vücut ısısını ayarlaması da yer almaktadır. Özellikle sıcak havalarda vücutta terleme ve buharlaşmayı sağlayarak, vücudun serinlemesini etkiler.
    • Su vücuttaki atık maddelerin vücuttan dışarı atılmasını sağlayan etkendir. Vücutta gereğinden fazla bulunan zararlı bileşenler su yoluyla çözünerek, dışkı ile birlikte vücuttan dışarı atılır.
    • Suyun görevleri arasında hücrelerin ihtiyaç duyduğu maddeleri hücreye taşıma da önemli bir yer tutar.
    • Ayrıca su hücrelerin fonksiyonlarını yerine getirebilmesi için ihtiyacı olan katı maddelerin çözülmesine de yardımcı olmaktadır.
    • Su vücutta kan dolaşımını sağlar.
    • Beyin, omurilik ve buna benzer organları dış etkenlerden korumak da suyun görevleri arasında yer almaktadır.
    • Su hücre, vücut dokusu ve organ yapılarını oluşturan en önemli madde olarak vücut yapısında önemli bir yere sahiptir.
    • Su besinleri ve hormonları vücutta ihtiyaç duyduğu yerlere taşıma görevine sahiptir.
    • Su vücudun ısı dengesini ayarlayarak terleme gibi durumlarında gerçekleşmesini sağlar.
    • Yeterince su içilmesi vücutta metabolizmanın düzenli bir şekilde çalışmasını sağlar.
    • Su açlık hissini azaltmaya da yardımcıdır.
    • Su zayıflama sırasında oluşan enerji açığı nedeniyle ve yağların yanması sonucunda oluşan atık maddelerin vücuttan atılması için önemli rol oynar.
    • Su vücutta cilt için de önemlidir. Cildin sağlıklı ve esnek olmasını sağlayan önemli bir maddedir.
    Suyun Görevleri
    Kısacası su hayattır. Sağlıklı bir yaşama sahip olmak için su tüketimi en önemli koşullardan biridir. Normal koşullarda bir insan günde 2.5 litre su kaybı yaşamaktadır. Zayıflamak için enerji harcamasak bile mutlaka günde 2.5 litre suyun alınması zorunludur. Ayrıca vücuda aldığımız suyun hepsini idrar, ter ve solunum gibi yollarla dışarı atmaktayız. Bu duruma su dengesi adı verilmektedir. Su dengesini sağlamak için bir insanın günde 2.5 litre su ve diğer sıvılardan alması şarttır. Bir kişi susadığında su içmezse vücut kendi suyunu tutmaya çalışmakta ve bunun sonucu olarak da idrara az çıkma, kan hacminin düşmesi ile tansiyonun düşmesi gibi sorunlar meydana gelmektedir. Bir kişinin vücuttaki suyun %15'ini kaybetmesi kişinin komaya girmesi ve hayatını kaybetmesi gibi sonuçlara kadar gitmektedir. Bu nedenle sağlıklı bir yaşam için su tüketiminin ihmal edilmemesi ve alışkanlık haline getirilmesi gerekmektedir.
    ]]>
    Suyun Önemi https://www.su.gen.tr/suyun-onemi.html Mon, 03 Dec 2018 17:45:48 +0000 Suyun önemi canlıların yaşamlarını sürdürmesi için gereken en önemli temel unsurlardan birisi olmasıdır. Canlıların hayatlarını sürdürmesi için gereken en temel iki unsur su ve oksijendir. Canlıların yaşam faaliyetlerini Suyun önemi canlıların yaşamlarını sürdürmesi için gereken en önemli temel unsurlardan birisi olmasıdır. Canlıların hayatlarını sürdürmesi için gereken en temel iki unsur su ve oksijendir. Canlıların yaşam faaliyetlerini devam ettirebilmesi için organizmaların suya ihtiyacı vardır. Su canlı yaşamının devamını sağlayan en zorunlu maddedir diyebiliriz. İnsanlar herhangi bir gıda tüketimi yapmadan sadece su içerek 5 hafta boyunca hayatta kalabilmektedir. Fakat insanlar hiç su tüketmeden en fazla 7-12 gün kadar yaşayabilmektedir. İnsanlarda organinmanın %62-67'si sudan oluşurken, hayvanlarda ise organizmanın %60-70'i sudan meydana gelmektedir. En küçük organizma ve en büyük organizmaya kadar tüm insan faaliyetlerinin sürdürülmesini sağlayan önemli madde sudur. Su dolaşım sistemi ve sindirim sisteminin çalışması için gereken en önemli madde olmakla birlikte, vücutta bulunan artık ve zehirli maddelerin de vücuttan dışarı atılmasını sağlayan temel unsurdur. Kısacası ''su hayattır'' kelimesi suyun önemi için söyleyebileceğimiz en kısa ve en anlamlı cümledir.

    Sağlıklı bir insanın vücudun temel görevlerini yerine getirebilmesi için günde en az 1.5 litre su tüketmeye ihtiyacı vardır. Eğer bir kişi protein bakımından zengin ürünlerle beslenirse, proteinlerin parçalanması için idrar atması ve idrar miktarının da buna göre çoğalması doğaldır. Bu durumda kişinin su kaybı artmakta, suya duyduğu gereksinim de çoğalmaktadır. Bir kişi su gereksinimini 3 yolla karşılar. İlk olarak doğal içme suyu ile, ikinci olarak kaynak diyeti oluşturan besin maddelerinin bileşenlerinde yer alan su, son olarak ise metabolik sudur. Suyun az tüketilmesi bireylerde birçok yaşamsal problemlere bile yol açmaktadır. Kişide konsantre kaybı, aşırı yorgunluk, böbrek yetmezliği ve daha birçok ciddi sağlık sorunları ile karşı karşıya kalabilir. Bir insanda oluşan %20'lik su kaybı kişinin ölümü ile sonuçlanmaktadır. Bu nedenle kişi vücuttan kaybettiği su kadar yeterli miktarda da su tüketimini sağlamalıdır. İdeal bir şekilde su tüketimini insan vücudunda bulunan hücrelerin kendini yenilemesine faydalı olmaktadır. Sizlere suyun önemi ile ilgili en önemli maddeleri şu şekilde sıralayabiliriz.

    Suyun Önemi
    Suyun Hayatımızdaki Önemi
    • İnsan beyninin fonksiyonlarını yerine getirmesi için su tüketimi önemlidir.
    • Su vücut sıcaklığı seviyesini düzenleyen en önemli maddedir.
    • İnsan vücudunun kanının %83'lük kısmını su kapsamaktadır.
    • Su vücuttaki toksinlerin atılmasını sağlayan en önemli maddedir.
    • Suyun hayatımızdaki öneminden biri de eklemlerimizi korumasıdır.
    • Su besin ve oksijeni hücrelerimize taşımaya yaramaktadır.
    • Metabolizmanın düzenli bir şekilde çalışmasını sağlayan en önemli madde sudur.
    • Suyun önemi vücudumuza aldığımız gıdaların sindirimine yardımcı olmasıdır.
    • İnsan vücudunda bulunan kasların %75'ini su oluşturmaktadır.
    • İç organların korunmasını ve düzenli bir şekilde çalışmasını sağlayan madde de sudur.
    • Su yaşamın en temel kaynağı olmakla birlikte, yeryüzünde de en fazla bulunan maddeler arasında yer almaktadır.
    • Su cildin genç, pürüzsüz ve sağlıklı olmasını sağlayan önemli bir maddedir.
    • Artık ürünlerin taşınmasını ve böbreklerden atılmasını sağlayan önemli bir maddedir.
    • Su kabızlığın önlenmesinde ve dışkının yumuşamasını sağlamada da faydalıdır.
    • Su kilo almadan dolayı meydana gelen sarkmaları önlemek için spor ve egzersizle tüketilmesi gereken en önemli maddedir.
    • Böbrek taşlarını düşürmeye yarayan en önemli madde su olmaktadır.
    • Zayıflamada da kullanılan en önemli madde sudur. Çünkü mideye tokluk hissi sağlamaktadır.
    Canlıların yaşamında ve sağlığında bu derece önem taşıyan su mutlaka tüketimine dikkat edilmesi gereken bir maddedir. Sağlıklı bir yaşam için su tüketimini ihmal etmemeli, vücudunuza, boyunuza ve kilo oranınıza göre su tüketmelisini]]> Alkali Suyun Faydaları https://www.su.gen.tr/alkali-suyun-faydalari.html Tue, 04 Dec 2018 14:27:58 +0000 Alkali suyun faydaları her gün düzenli olarak tüketildiğinde maksimum seviyede ortaya çıkar. Alkali su vücudunuz için çok etkili bir antioksidandır. İçme suyu olarak kullanımının sağladığı faydaların y Alkali suyun faydaları her gün düzenli olarak tüketildiğinde maksimum seviyede ortaya çıkar. Alkali su vücudunuz için çok etkili bir antioksidandır. İçme suyu olarak kullanımının sağladığı faydaların yanı sıra, alkali su cilt ve saç için kullanıldığında da çok etkileyici sonuçlar vermektedir. Alkali suyun bitkiler üzerinde kullanımının bitkinin gelişimini hızlandırdığı da kanıtlanmıştır. 

    Vücuttaki antioksidan seviyelerini arttırmanın daha yüksek enerjiye, yaşlanmayı geciktirici etkilere ve hastalıkları önlemeye yardımcı olduğu çeşitli çalışmalarla kanıtlanmıştır. Alkali su vücudunuzun en önemli antioksidan kaynağı olacaktır.

    Vücuttaki asit - alkali dengesizliği pek çok sağlık problemlerine yol açabilir. Vücudunuzun içinde asidikten çok alkali bir ortam yarattığınızdan emin olmak bu sağlık sorunlarını önlemekte ciddi bir adımdır. Yaşam tarzlarımız sonucu vücudumuz çok fazla asidik hale gelir, tükettiğimiz çay, kahve, şeker, süt ürünleri, et, alkol gibi maddeler vücuttaki asit oranını arttırır bu da bağışıklık sistemimizin zayıflamasına, halsiz, yorgun ve moralsiz hissetmemize yol açar. Bunu önlemek için alkali su içerek vücuttaki asit - alkali oranını dengeleyebiliriz.

    Pek çok kişi alkali su tüketiminin kronik alerjilerinden kurtulmasına da yardımcı olduğunu görmüştür. Alkali iyonize su iyonik kalsiyum içerir, bu da alerjileri iyileştiren, kalbi güçlendiren, böbrekleri çalıştıran, vücuttaki toksinleri atmamıza yardımcı olan bir maddedir. Alkali su kişinin allerjenlere karşı dayanıklılığını arttırır. 

    Alkali Suyun Faydaları
    Vücudumuzun % 75'i sudur. Hayat suda başlar. Bizim için bu kadar temel bir maddeyi ne şekilde tükettiğimiz çok önemlidir. Sıradan musluk suları alkali su gibi vücuttaki asit - alkali oranını dengelemez ayrıca bu sulardaki klor vücudumuza zarar verebilir. Musluk suyunda vücudumuz için yeterli mineraller de bulunmaz. Su böbreklerimizin çalışması ve sağlığı için çok önemlidir, böbreklerimizin çalışmasına gerçekten yardımcı olmak için kaliteli su tüketmemiz gerekir. Alkali su böbreklerin çalışma kapasitesini arttırır, böbrek taşlarını önler. Alkali suyun faydalarından birisi de hücre yenilenmesine yardımcı olmasıdır, böylece vücut direnci artar ve yaşlanma yavaşlar. Asidik ortam organları yorar ve yaşlandırır, bu yüzden vücuttaki asiti azaltarak alkali su içmek vücudumuzdaki bütün organlar için en iyisidir. 

    Alkali suyu, günümüzde giderek yaygınlaşan son teknoloji, sağlıklı ve güvenilir su arıtma cihazları ile üretebilirsiniz. Ters ozmos teknolojisi ile arıtma yapan bu cihazlar suyu alkali hale getirir, lezzetini arttırır ve suya mineral takviyesi yapar. Üstelik su arıtma cihazları ile içinde ne olduğu belirsiz damacana sularına yaptığınız masraftan kurtulur, klorlu musluk suyunu sağlıklı ve lezzetli alkali suya çevirirsiniz. Evinize bu cihazlardan alarak ailenizin sağlığını korumak için güzel ve ciddi bir adım atabilirsiniz. 
    ]]>
    Suların Sertliği https://www.su.gen.tr/sularin-sertligi.html Wed, 05 Dec 2018 00:24:10 +0000 Suların sertliği, sularda bir çok değişik bileşikler çözünür bunlar ise mg/1 diye ölçülür, karbonat, kalsiyum oksit, kalsiyum ya da kalsiyum çeşidinden ifade edilerek toplanabilir. Çözülen bu bileşiklerden gene Suların sertliği, sularda bir çok değişik bileşikler çözünür bunlar ise mg/1 diye ölçülür, karbonat, kalsiyum oksit, kalsiyum ya da kalsiyum çeşidinden ifade edilerek toplanabilir. Çözülen bu bileşiklerden genellikle kalsiyum ve magnezyum gibi  iki ayrı oksidasyon değerli olan iyonlardır. Sabunun kuvvetini keserek köpürme gücünü azaltırlar. Isıtıcılarda, sıcak su borularında, buhar kazanlarında ve çaydanlıklarda kireçlenmelere neden olur. İyonların sabunla birlikte köpürmeye yönelik direnme gücüne sertlik denir. Bu nedenle sabun sertliğini ölçebilmek için mutlaka bir ölçek olmalıdır.

    Sabun suda ki sertlik çökelti; 2C17 H35 COONA++=(C17H35COO) 2 M+ Na +

    Denklemde de görüldüğü gibi, suyun sertliğini meydana getiren iyonları, sabun, içine alarak çökeltip köpürmeye başlar. Bu duruma göre suda bulunan iki değerli iyonlar çok ise, değişik bir sözle anlatacak olursak suyun sertliği olabildiğince fazla ise, sabun kullanımı ve buhar kazanları, sıcak su boruları, kullanılan diğer su ısıtıcılarında taş tutma olayı yani kireçlenmeler daha da çoğalacaktır. Bu nedenle gerek fazla sabun tüketimi ve suların temparatür değişikliği, kireç tutması, ekonomik olan temizleme ve ısıtma işlerinin zorlaştırılması nedeni ile su sertliğinin çözümü nedeni ile araştırılmaya değer.

    Suların Sertliği

    Sertliğe neden olan katyonlar: Ca. Mg. Sr. Fe. Mn

    Sertliğe neden olan Anyonlar: HCO3-- SO4-- C1-- SLO3-- 

    Suyun sertliğine neden olan katyon ve bunlarla aynı dengede bulunan anyonlar. Yeryüzüne inen yağmur suları bile sularda yer alan fazla miktarlardaki solitleri çözmeyi başaramaz. Suda bulunan çözünürlük özelliği toprakta bulunan bakterilerin etkeni ile hasıl olur.

    Yağmur suyu ile hasıl olan bakterilerin etkisi; CO2 + H2O.......... H2 CO3.......H+ +HCO3-

    Genel anlamda sert sular, kalker bulunan ve üst toprağın çok yoğun olduğu alanlarda yer alır. Buna karşılık olarak yumuşak ve gevşek toprak kalker bulunmayan yerlerde daha çok mevcuttur. Suların sert oluşu insan sağlığına kesinlikle hiç bir etki yapmaz ve sağlık sorununa neden olmaz. Ancak sert sular temizlik işlerinde ve genel bakımda sabun ve deterjan sarfiyatın de bulunmamıza yol açar.

    Su Sertliklerinin Sınıflandırılma Aşaması

    Su sertlikleri her bölgede farklı şekillerde ortaya çıkabilir. Buda bulunulan ortamın jeolojik yapısı ile alakalıdır. Yer altı suları yüzey sularına göre daha serttir. Su sertlikleri genel olarak 10ppm CaCO3'den itibaren 1800 ppm CaCO3'e kadar farlılık gösterebilir.

    Suların sertlik Dereceleri Şu Şekilde İfade Edilebilir

    • 0=75: ppm CaCO3 yumuşak kıvamlı
    • 76=150: ppm CaCO3 orta sertlikte
    • 151=300: ppm CaCO3 sert kıvamlı
    • 300 ve yukarısı ise ppm CaCO3 olması gerekenden fazla sert
    ]]>
    Suda Yetişen Bitkiler https://www.su.gen.tr/suda-yetisen-bitkiler.html Wed, 05 Dec 2018 01:29:29 +0000 Suda Yetişen Bitkiler, Güney Amerika'da göllerin ve nehirlerin bulunduğu yerde yetişen dev nilüfer, Bir su bitkisidir. Köklerinin çamur derinliklerinde olduğu ve büyük yapraklarıyla suyun üzerinde dururlar. He Suda Yetişen Bitkiler, Güney Amerika'da göllerin ve nehirlerin bulunduğu yerde yetişen dev nilüfer, Bir su bitkisidir. Köklerinin çamur derinliklerinde olduğu ve büyük yapraklarıyla suyun üzerinde dururlar. Her bir yaprağı, kenarlarından yukarıya doğru kıvrılarak, bu sayede öteki yapraklarını kenarına iterler. Suda yetişebilen bitkiler nilüfer, suoku ve su kamışı gibi farklı bitkiler suların içinde yaşayıp büyürler. Bunlara benzeyen diğer bitki örneklerine de su bitkisi denmektedir. Suyun içinde genel olarak otsu bitkiler yetişmektedir. Nilüfer bitkisi ise, suda yetiştiği gibi de kökleri çamur yada taşlara tutunarak dururlar.

    Suda Yetişen Bitkiler

    Suda Yetişen Başlıca Bitkilerin İsimleri

    • Fontinalis antipyretica; Su yosunudur. Hızlı akabilen sert ve soğuk suların ağaç gövdeleriyle ve kireçtaşlarına tutunarak yaşarlar.
    • Ceratophylum demersum; Tilki kuyruğu ve Çam Durgun su kaynaklı ve ağır akan sular içinde kanallarda yaşarlar.
    • Ludwigia repens; Sürünücü Çuhaçiçeği ve Gül Göller, ırmak ve boşaltma kanallarının kenarlarında yetişmektedir.
    • Elodea canadensis; Bataklıkseven Tatlı suyun olduğu her yerde ve her yerinde yetişmektedir.
    • Lemma minör; Küçük Su mercimeği Gölün olduğu yerler ve durgun bataklıklarda ağır akan sularda yaşamaktadır.
    • Ricciocarpus natans; Su ciğerotu Suda yüzebilen üçgen şekilli biçimlerden oluşur. Bu biçimlerin birleşerek 2-3 cm çapına gülücükler kondurur.
    • Myriohyllum spicatum; Başaklı Su civanperçemi Tatlı suların ve tuzlu suların olduğu yerler, 5cm derinliğinde yaşarlar.
    • Hottonia palustris; Su menekşesi Durgun sular ve bataklık alanlarda yaşarlar.
    • Hydrocotyle; Su ebegümeci Durgun yada ağır akan sularda gelişmektedir.
    • Sagittaria; Su oku Göllerin ve ırmak kıyıların genelde suyun içinde yaşarlar.
    • Najas marina; Dikenli Su perisi Ilıman bölgelerin hakim olduğu, soğuk kenarları dışında gölde yaşarlar.
    • Potamogeton; Su sümbülü Durgun veya ağır akan sularda olur. Sığ bölgelerin var olduğu göllerde ve kanallarda yaşar.
    • Nymphoides peltata; Küçük nilüfer Bataklıkların, durgun veya ağır akan suların, sığ gölünde ve kanallarda gelişmektedir.
    • Nymphaea alba; Beyaz nilüfer Sığ göller ve ağır akan sularda gelişmektedir.
    • Nuphar lutea; Sarı nilüfer Bataklık, göller ve sığ sularda, tortu tabanlı sularda gelişir.
    • Polygonum amphibium; Su çoban değneği Nemli yörelerde veya durgun sularda gelişmektedir.
    • Plantago majör; İri sinirotu Akıntının olduğu ve ırmak kıyılarında, kanallarda, yol kenarlarında, çayırlarda ve kültür bitkileri aralarında yetişmektedir.
    • Nasturtium officinale; Su teresi Toprak altının gövdeleri olan, temiz kaynak suları olan, göllerde ve akarsularda yaşar. Gelişimini sığ kıyılarda derinlere doğru izlemektedir.
    ]]>
    Limonlu Suyun Faydaları https://www.su.gen.tr/limonlu-suyun-faydalari.html Wed, 05 Dec 2018 18:30:30 +0000 Limonlu su C vitamini bakımından oldukça zengindir ve vücut direncini yüksek tutarak kişilerin güçlü kalmasını sağlıyor. Limonlu su genellikle hastalık dönemlerin de çok sık tüketilir ve iyileşme göster Limonlu su C vitamini bakımından oldukça zengindir ve vücut direncini yüksek tutarak kişilerin güçlü kalmasını sağlıyor. Limonlu su genellikle hastalık dönemlerin de çok sık tüketilir ve iyileşme gösterilince sonra çabucak bırakılır. Oysa ki kişiler her gün bir bardak limonlu su içmenin ne kadar faydalı olduğunu bilseler hiç bırakamazlar. Bu inanılmaz faydalı su kan basıncını dengeliyor ve suyun Ph oranında ki dengeyi sağlıyor. Yani suyun içerisine karıştırılan bir kaç damla limon suyu tam anlamıyla suya alkalik özelliği veriyor.

    Limonlu Suyun Faydaları

    Limonlu Suyun Faydaları

    • Sıcak su ile hazırlanmış limonlu su mideyi rahatlatıyor ve sindirim sorununu engelliyor
    • Ateş düşürücü özelliği olduğu için grip ve soğuk algınlık döneminde günlük bir bardak içilmesi öneriliyor
    • Kanı temizliyor ve sıtma hastalığına karşı kişileri koruyor
    • Cildin limonlu su ile yıkanması halinde parlaklık veriyor ve peeling görevi yapıyor
    • Diş etlerine ve dişlere oldukça iyi geliyor
    • Boğazda görülen enfeksiyon sorununa karşı limonlu su ile gargara yapılması halinde enfeksiyon sorununu gideriyor
    • Bademcik iltihabına karşı kişileri koruyor
    • Yüksek kan basıncına karşı kontrol edici özelliği var
    • Solumun rahatsızlıklarına iyi geliyor ve romatizma tedavisinde vücutta bulunan toksinleri gideriyor
    • Sıcak limon su kişilerin kilo vermesini kolaylaştırıyor ve yağ yakıyor
    • Kabızlık sorununa iyi geliyor ve sıcak olarak içilmesi öneriliyor
    • Ciltte görülen kırışıklıkların ve kızarıkların giderilmesinde fayda sağlıyor
    • Şişkinliği alıyor ve kişilerin acıkma hissini azaltıyor
    • Ilık olarak içilmesi halinde metabolizmayı hızlandırıyor ve yağların parçalanarak yakılmasında fayda sağlıyor
    • İmmunomin sisteminin güçlenmesini sağlıyor ve beyinin uyarıcı etkisini arttırıyor
    • Unutkanlık sorunu olan kişilerin sorunlarına çözüm sağlıyor ve kişilerin beynini daha etkin hale getiriyor
    • Bol miktarda potasyum içeren limon aynı zamanda depresyon sorununa karşı da iyi geliyor
    • Göğüs enfeksiyonlarına karşı oldukça etkilidir ve solum yollarını açıyor
    • Öksürüklü balgam şikayetlerini azaltıyor ve balgam söküyor
    • Kanda biriken toksinlerin atılmasın da fayda sağlıyor
    • Her gün cildin limonlu su silinmesi halinde ciltte bulunan lekeleri gideriyor
    • Çil tedavisinde alternatif olarak limonlu su kullanılması çillerin azalmasında ve zamanla giderilmesinde fayda sağlıyor
    ]]>
    Sirkeli Suyun Faydaları https://www.su.gen.tr/sirkeli-suyun-faydalari.html Thu, 06 Dec 2018 14:03:22 +0000 Sirke, salatalara ve yemeklere aromasını veren, özellikle turşu yapımın da kullanılan asit içerikli bir maddedir. Elma ve üzüm gibi çeşitleri olan sirkenin içerisinde bol miktarda C vitamini ve madeni tuzlar b Sirke, salatalara ve yemeklere aromasını veren, özellikle turşu yapımın da kullanılan asit içerikli bir maddedir. Elma ve üzüm gibi çeşitleri olan sirkenin içerisinde bol miktarda C vitamini ve madeni tuzlar bulunmaktadır. Bu nedenden dolayı da sirkenin besin değeri oldukça yüksektir ve vücuda inanılmaz derece de faydası vardır.

    Sirkeli Suyun Faydaları

    Sirkenin Faydaları

    • Bağışıklık sistemini güçlendiriyor ve boğaz ağrılarına çok iyi geliyor
    • Hazımsız sorununa karşı her gün 2 yemek kaşığı tüketilmesi tavsiye ediliyor
    • İştahı açıcı özelliğinden dolayı kilo problemi yaşayan kişilerin tok karnına tüketmesi öneriliyor
    • Mikrop öldürücü özelliği sayesinde sebze ve meyvelerin sirkeli suda yıkanması tavsiye ediliyor
    • Kabızlık sorununa ve bağırdak gazına çok iyi geliyor
    • Grip ve nezle gibi enfeksiyon hastalıklarında kullanılması öneriliyor
    • Mide hararetini dindiriyor ve safra sorununa iyi geliyor
    • Sinirleri güçlendiriyor ve kalp hastalıklarında sirkenin bal ile kullanılması tavsiye ediliyor
    • İçerisinde yüksek miktarda A vitamini bulunduğu için göze iyi geliyor
    • Kandaki kolesterolü düşürüyor ve damar hastalıklarının önüne geçiyor
    • Sirkenin içerisinde bulunan doğal asitler enzimlerin değeri korumasında yardımcı oluyor
    • Diş ve kemiklerin güçlenmesinde fayda sağlıyor
    • Kadınlarda görülen fazla akıntı ve düzensiz adet sorununu önlüyor
    • Sirkenin soğuk su ile karıştırıp kullanılması halinde ateşi düşürüyor ve kişilere ferahlık veriyor
    • Yara ve egzama sorunlarına iyi geliyor
    • Karaciğer, damar ve böbrekler de bulunan toksinlerin atılmasında fayda sağlıyor
    • İdrar yolu enfeksiyonuna karşı iyi geliyor ve sindirim sorunlarını çözümlüyor
    • Yağlı mukus kalıntıları ciddi derece de parçalıyor
    • Saçta görülen kepeklenme sorununa karşı sirkeli su ile duş alınması tavsiye ediliyor
    • Arı sokmalarına ve Kulak çınlarına da oldukça etki sağlıyor
    • Bedenin hem içten hem de dıştan temizlenmesi sağlıyor
    • Her gün sabahları aç karnına su ile karıştırılıp içilmesi halinde yağ yakıyor ve kilo verdiriyor
    • Strese meydan okuyor ve kişilere sakinlik veriyor
    • Ses kısıklığına ve boğaz ağrısına karşı bal ile karıştırılıp içilmesi tavsiye ediliyor
    • Öksürük sorunu yaşayan kişilerin sirki suyu bırakmamaları öneriliyor
    • Varis sorununa çok iyi gelen elma sirkesi aynı zamanda selülit tedavisinde de kullanılıyor
    • Ergenlik sivilcelerine ve egzamaya çok iyi geliyor
    • Ciltte bulunan güneş lekelerini ve çileleri gideriyor
    ]]>
    Suyun Hayatımızdaki Önemi https://www.su.gen.tr/suyun-hayatimizdaki-onemi.html Fri, 07 Dec 2018 08:18:48 +0000 Suyun Hayatımızdaki Önemi: Su insanlar başta olmak üzere hayvanlar ve bitkilerin başlıca yaşam kaynağıdır. Canlıların yaşamlarını sürdürebilmesi amacıyla bahşedilmiş mucizevi bir kaynaktır. Bünyesinde mily Suyun Hayatımızdaki Önemi: Su insanlar başta olmak üzere hayvanlar ve bitkilerin başlıca yaşam kaynağıdır. Canlıların yaşamlarını sürdürebilmesi amacıyla bahşedilmiş mucizevi bir kaynaktır. 

    Bünyesinde milyonlarca kimyasal kimyasal formül barındırmaktadır. Öyle güzel bir denge ile kurulmuştur ki insan aklını zorlamaktadır. En önemli bileşenleri oksijen ve hidrojen olup bu bileşenler kendi başlarına yanıcı birer maddedir. Fakat ikisi bir araya gelmiş ve suyu oluşturmuşlardır. Yeni doğmuş bir insanın vücudunun % 75'i sudur. İnsan açısından başlıca önemleri şunlardır:
    • Vücudun ısı dengesini sağlar.
    • Derinin nemlenmesini sağlar, gözenekleri açık tutar.
    • Toksinlerin atılması ve vücudun temizlenmesinde büyük rol oynar.
    • Vücut içerisinde organların çalışması esnasında kayganlaştırıcı görevi görerek organların rahat çalışmasını sağlar.
    • Beyin bir suyun içerisinde görevini sürdürür. Bu suyun azalması beyin fonksiyonlarının yitmesine yol açar.
    • Nefes alıp verme esnasında boğazda kurumayı önler ve rahat nefes almayı sağlar.
    • Hücrelere oksijen taşımada kullanılır.
    • Hayati organlara yastık görevi görür.
    • Besinlerin rahat hazmedilmesini sağlar.
    • Böbreklerin kolay çalışmasını sağlar. 
    Yukarıda saydığımız maddelerin hepsi insan hayatı için büyük önem taşıyan unsurlar olup bunlardan birinin bozulması halinde kötü sonuçlar meydana gelir. Örneğin böbreklerin susuz kalması durumunda böbrek fonksiyonları bozulur ve böbrekler hasar görür. Bu durumda kandaki zararlı maddeleri süzemez ve kandaki üre miktarı artar. sonucunda karaciğer başta olmak üzere bir çok hayati organ işlevini yitirir. Bunların yanı sıra kişisel ve genel temizlik amacı ile su kullanılmaktadır. Özellikle gelişmemiş ülkelere bakıldığında su sorunu en başta gelen sorunlardan birisidir. Sağlıklı su kullanmayan toplumlar sağlıklı düşünemedikleri gibi dünyaya sağlıklı nesiller getiremezler ve sağlıklı kararlar alamazlar. Kişisel temizliğine dikkat etmeyen bir birey görsel olarak çok kötü bir görüntü sergilediği gibi, çevresindeki insanlar için tehdit unsuru oluşturmaktadır. Bitlenme, uyuz, ishal, kolera gibi bir çok tehlikeli hastalık kişisel temizliğe riayet etmemekten oluşur ve salgın halini alır. 

    Suyun Hayatımızdaki Önemi
    Günümüzde suyun insanlar için önemi daha da anlam kazanmıştır. Bilinçsizce gıda tüketip obez bir görüntüye bürünen insanlar, türlü türlü diyet programları uygulayıp en sonunda kurtuluşu su tüketiminde bulmuşlardır. Çünkü su vücuttaki birikmiş yağların yakılmasında büyük bir başarı sergilemektedir. Ayrıca güzellik uzmanlarınca da tavsiye edilen başlıca tüketim maddesidir. Çünkü su az tüketildiğinde ciltte lekeler oluşmaktadır. 

    Bütün bunlara rağmen insanoğlu kendisine sunulan su kaynaklarını hızla tüketmekte ve değerini bilmemektedir. Dünyanin 2/3' ü su olmasına rağmen kaliteli su kaynakları yanlış politikalar sayesinde hızla yok olmaktadır. Vücut fonksiyonlarının düzenli işlemesinden, kişisel temizliğe, kilo vermeden, güzel kalmaya kadar insan için bir çok önemi bulunmakta olan  bu değerli varlık bir hayatımızdan hızlı bir biçimde hızlı bir biçimde çıkmakta. Kıymetini bilmek gerek.
    ]]>
    Suda Yaşayan Hayvanlar https://www.su.gen.tr/suda-yasayan-hayvanlar.html Fri, 07 Dec 2018 08:38:59 +0000 Suda yaşayan hayvanlar, genellikle balıklar ve böcek türleridir. Bazı balıklar tatlı suda yaşam sürdürürken, bazılar ise tuzlu suda yaşamlarını devam ettirebilmektedirler. Bunun yanı sıra bazı yengeç ve kaplumbağa türleri Suda yaşayan hayvanlar, genellikle balıklar ve böcek türleridir. Bazı balıklar tatlı suda yaşam sürdürürken, bazılar ise tuzlu suda yaşamlarını devam ettirebilmektedirler. Bunun yanı sıra bazı yengeç ve kaplumbağa türleri de suda yaşam sürdürmektedirler. Suda yaşayan hayvanlar içerisinde avlanmak amacıyla denizi kullanan bazı kuşlar da yer almaktadır. Her ne kadar suda yaşayan başka canlılar da bulunsa suyun büyük kısmını balıklar kullanmaktadır. Ayrıca bazı memeli hayvanlar da suda yaşam sürdürürler. Fok ve balina bu hayvanların başında yer almaktadır. Sizlere bu yazımızda suda yaşayan hayvanlar ve özellikleri hakkında bilgiler sunacağız.

    Suda yaşayan hayvanlar şunlardır;
    • Balıklar
    • Yengeçler
    • Ahtapotlar
    • Karides
    • Algler
    • Su bitkileri
    • Denizanaları
    • Su kaplumbağası
    • Kurbağa
    • Su yılanı
    • Timsah
    • Kaz
    • Ördek
    • Martı
    • Pelikan
    • Karabatak
    • Penguen
    • Su sürüngenleri
    Suda Yaşayan Hayvanların Özellikleri
    Balıklar deniz, akarsu ve göllerde yaşayan canlı türleridir. Balina, yunus ve köpek balıkları da suda yaşam sürmektedir. Bazı balıklar düşmanlarından kendilerini korumak için çok üstün bir kamufulaj yeteneği sergilemektedirler. Bu balıkların başında ise kaya balıkları gelmektedir. Bazı suda yaşayan hayvanlar ise renk değiştirebilme özelliğine sahiptirler. Fiddler bu canlılara verebileceğimiz en iyi örnektir. Fiddler yengeci çamur oyuntusu içerisinde yaşam sürmekte ve günlük olarak renk değiştirme özelliğine sahip olarak bilinmektedir. Bazı suda yaşayan canlı türleri ise bulundukları ortama ve bulundukları yere uygun olarak renk değiştirme özelliklerini kullanabilmektedir. Bunun yanı sıra bazı böceklerde yaz aylarının sona ermesiyle birlikte renk değiştirme özelliğine sahiptir. 

    Suda Yaşayan Hayvanlar
    Suda yaşayan hayvanlar içerisinde en ilginç olanı hayalet balıklardır. Suda yaşayan bitki görünümüne sahip olan hayalet balıkların görülmesi neredeyse imkansızdır. Bunun nedeni ise bulundukları ortamdaki bitkilere olan benzerlikleri ile ayırt edilebilmesinin neredeyse imkansız olmasıdır. Suda yaşayan hayvanlar çok ilginç ve değişik özelliklere sahiptirler. Özellikle ahtapotlar inanılmaz bir şekilde kendini gizleme ve gizlenme özelliğine sahip canlılardır.Ahtapotlar denizin çok fazla derininde ve kumlu bölgelerde birçok hayvan taklidini gerçekleştirerek gizlenme özelliğine sahiptirler. Bazı suda yaşayan hayvanlar ilgili özellikler verelim;
    • Kaya balıkları bulundukları ortamda görünmez olabilme özelliğine sahiptirler. Bunun yanı sıra kaya balıklarının dikenleri çok güçlü ve zehirli olması nedeniyle keskindir.
    • Hayalet yengeci görünmez olma özelliğine sahip olmanın yanı sıra hareketsiz bir şekilde durduklarında sahilde kum rengi sayesinde görünmez olabilmektedir. Hayalet yengecinin bir diğer özelliği ise yuvasını terk ettiğinde iz bırakmamak için oradaki boşlukları kapatmasıdır.
    • Fiddler yengeci geceleri solgun ve cansız bir renge bürünürken, gündüzleri ise renklerini koyulaştırma özelliğine sahiptir. 
    • Taklitçi Katydidler başka canlılara benzeyerek kendilerine koruma özelliğine sahip suda yaşayan hayvanlar arasında yer almaktadır.
    • Banggai Kardinal balığı hem yumurtalarını hem de yumurtadan çıkan yavrularını ağızlarında taşıma özelliğine sahiptir. Bu balıklar yavrularını büyüyüp ağzından çıkana kadar koruma özelliği ile örnek annelik gösterisi sergilemektedir. Aynı şekilde yumurtasını ağzında taşıyan balıklardan birisi de Jawfish balığıdır. Sihlid balıkları da bu örneğe dahil olan bir türdür.
    Suda Yaşayan Hayvanlar İle İlgili İlginç Bilgiler
    Suda yaşayan hayvanlar içerisinde en küçüğü Hint Okyanusunda yaşam süren Trimmatom nanus balığıdır. En fazla büyüdüğü halde bile boyları 2 milimetreyi bulması nedeniyle]]> Su İçmenin Faydaları https://www.su.gen.tr/su-icmenin-faydalari.html Sat, 08 Dec 2018 03:14:37 +0000 İnsan vücudunun %60 kadarı sudur. Vücutta ki bütün organlar ve hücreler yeterli su olmadan fonksiyon görevlerini yürütemezler. Hücre içerisinde gerçekleşen bütün metabolik olaylar hücre içinde su yeterli ise çalışabilmektedi İnsan vücudunun %60 kadarı sudur. Vücutta ki bütün organlar ve hücreler yeterli su olmadan fonksiyon görevlerini yürütemezler. Hücre içerisinde gerçekleşen bütün metabolik olaylar hücre içinde su yeterli ise çalışabilmektedir. Birçok hastalığın da tedavisi olan su uzmanlar tarafından günde 2 litre su tüketimi önerilmektedir. Suyun vücuda bir çok faydası vardır. Fakat şu unutulmamalı ki aşırı su tüketimi bazı hastalıkların başlangıcı olabilir. Suyun faydalarını şu şekilde sıralayabiliriz :

    Su İçmenin Faydaları
    Su İçmenin Faydaları
    • Su vücudun her hücresinde manyetik enerji üretir ve insana yaşam gücü verir.
    • Su hücre yapısında ki maddeleri birbirine bağlayan bir yapıştırıcı görevini üstlenir.
    • DNA  hasarını önler ve onarım mekanizmalarının daha iyi çalışmasına yardımcı olarak DNA sayısını azaltır.
    • Bağışıklık sistemini güçlendirir ve birçok hastalıktan korur.
    • Vücuda giren bütün besin ve minerallerin temel çözücüsüdür. Vücutta besinleri küçük parçalara ayırarak sindirim sistemi görevini yürütür.
    • Su besinlere enerji verdiğinden dolayı sindirim sistemi sırasın da enerjiyi vücuda aktarır.
    • Akciğerlerde oksijen toplayan kırmızı kan hücrelerinin çalışmasına yardımcı olur.
    • Kalp krizini ve felci önler.
    • Vücudun çeşitli bölgelerinde zehirli atıkları toplayarak dışarı atılması için karaciğer ya  da böbrekler taşır.
    • Bağırsakları en iyi çalıştıran yağlayıcı maddedir ve kabızlığı önler.
    • Bütün beyin fonksiyonlarına güç ve enerji verir.
    • Çalışma verimini artırır.
    • Uykuyu düzenler.
    • Gerginlik ve depresyonun hafiflemesinde yardımcı olur.
    • Kalp ve beyin damarlarında ki pıhtılaşmayı önleyici etkisi vardır.
    • Yorgunluğun giderilmesinde yardımcı olur.
    • Cildi yumuşatır ve yaşlılık belirtilerinin azalmasına yardımcı olur.
    • Gözlere canlılık ve parlaklık verir.
    • Böbrek taşı düşürmede etkili en iyi ilaçtır.
    • Kemik iliğinde kan üretim sistemini düzenler ve lösemi, kanser oluşumunun önlemesine yardımcı olur.
    • Kadınlarda adet öncesi ağrıyı önler.
    • Kanı sulandırdığı için dolaşım sırasında pıhtılaşmayı önler.
    • Kilo vermenin en iyi yolu günde 2 litre düzenli olarak su içmektir.
    • Gebelikte sabah aç karnına içilen su mide bulantılarını azaltır.
    • Yaşlılıkta unutkanlığın önlenmesine yardımcı olur.
    • Alkol ve uyuşturucu madde bağımlılığının giderilmesinde yardımcı olur.
    • Vücut sıcaklığını düzenler.
    • Sıcak havalar da vücudu serin tutar, soğuk havalar da ise vücut izolasyonunu sağlar.
    ]]> Su Kirliliği https://www.su.gen.tr/su-kirliligi.html Sat, 08 Dec 2018 10:29:25 +0000 Su kirliliği, suyun bulunduğu okyanus, deniz, nehir, göl ve yeraltı sularında meydana gelen kirliliği anlatmaktadır. Bu kirlilik bulunduğu havzayı, çevresini ve içinde bulunan canlıları etkileyerek, türlerin ve biyol Su kirliliği, suyun bulunduğu okyanus, deniz, nehir, göl ve yeraltı sularında meydana gelen kirliliği anlatmaktadır. Bu kirlilik bulunduğu havzayı, çevresini ve içinde bulunan canlıları etkileyerek, türlerin ve biyolojik grupların yok olmasına zemin hazırlamaktadır. Kirliliğin asıl sebebi zararlı bileşenlerden oluşan atık suların, arıtım yapılmadan havzalara boşaltılmasından dolayıdır. Küresel olarak büyük bir sorun olarak değerlendirilen, salgın hastalık ve ölüm sebebi olarak görülen su kirliliğinden dolayı insanlar ve diğer canlılar yaşamlarını yitirmektedirler. Bunun azaltılması için çalışmalar yapılsa da, kirlilik hala insanlığın akut sorunlarından biridir. İnsanların meydana getirdiği kirliliklerden başka, doğal yollardan meydana gelen kirlilik unsurları da bulunmaktadır. Bunlar diğer canlı türlerinden, depremlerden, rüzgarlardan, yanardağlardan dolayı oluşabilir. 

    Su kirliliği sınıflandırılması nasıldır

    • Noktasal su kirliliği: Burada kirlilik su boruları ya da hendek gibi belli bir yerden kaynaklanmaktadır. Örnek verilmesi gerekirse, arıtım tesisinden gelen fabrika atıkları ve evsel atıklar, rögar taşkınlıkları sayılabilir.
    • Noktasal olmayan su kirliliği: Burada tek bir yerden kaynaklanmayan kirlilikler oluşmaktadır. Bunun nedeni suyu kirleten maddelerin birikerek yığılması sonucunda oluşur. Buna tarım alanlarındaki gübrelenmiş yerlerden sızan ve zamanla birikmiş olan azotlu bileşikler örnek verilebilir. Sel neticesinde çevreden toplanan atıkların geniş alanlarda birleşmesi de, bu şekilde  suyun kirlenmesine örnektir.
    • Yeraltı sularının kirliliği: Yüzey sularından farklı olarak değerlendirilen yeraltı suları kirliliğinde, kirliliğin incelenmesi zordur. Yüzeyde olan kirlilik sebepleri bazı hallerde yeryüzünde bulunan suları kirletmek yerine, yeraltı sularına inerek, buranın kirlenmesine yol açar. Bu aşamada toprak katmanlarının özelliklerini incelemek ve kirliliğe engel olmak gerekir.

    Su KirliliğiSu kirliliğinin nedenleri nelerdir

    Patojenler: Suda bulunacak Koliform bakterisi kirlilik oranını verebilecek bir ölçüdür. Bunlar doğrudan olarak hastalığa neden olmasalar da, bazı mikroorganizmalar insan sağlığına olumsuz etkiler yapmaktadır. Zararlı etkileri bulunan mikroorganizmalar şunlardır;

    • Giardia lamblia
    • Crytosporidium parvum
    • Salmonella
    • Parazit solucanlar
    • Novovirus türünde olan virüsler

    Patojenlerin yüksek oranda bulunduğu, arıtımı yetersiz yapılmış lağım sularının dökülmüş olduğu su havzaları, az gelişmiş ülkelerde daha yaygındır. Aynı zamanda arıtmanın tek aşamada yapıldığı yerlerde de görülmektedir. Sel baskınları sırasında, kanalizasyon sistemlerinin taşmasıyla arıtımı yapılmamış olan suların doğaya boşaldığı durumlarda da, patojenler gözlemlenebilir. Hayvan işletmelerinde de, yeterli tedbir alınmadığında patojen sayısında artış izlenmektedir.  

    Kimyasallar: Bunların içerisinde suyun kirlenmesine sebep olan organik ya da inorganik bileşikler vardır.

    Organik bileşikler

    • Kimyasal işlemden geçirilerek arıtılmış olan içme suları
    • Deterjanlar
    • Gıda işleme atıklarının sebep olduğu durumlar
    • Böcek ve bitki ilaçlanmasında kullanılan bileşikler
    • Benzin, petrol hidrokarbonları, dizel yakıtları, motor yağı ve jet yakıtı gibi ürünler
    • Sanayi solventleri ve uçucu gazlar
    • Kozmetik ve hijyen atıkların sebep olduğu bileşikler

    İnorganik bileşikler

    • Kimyasal ve asidik özellikteki fabrika atıkları
    • Gıda işleme sırasında ortaya çıkan amonyak
    • Gübrelerde bulunan fosforlu ve azotlu bileşenler
    • Ağır metaller ve insan kaynaklı alüvyonlar

    Bazı su kirleticileri ise gözle görülen maddelerin suya karışmasıyla kirlilik meydana getiriler. Buna sebep]]> Su Nedir https://www.su.gen.tr/su-nedir.html Sat, 08 Dec 2018 17:26:23 +0000 Su nedir sorusuna öncelikle canlılar için hayati öneme sahip olan sıvı cevabını verebiliriz. Su kohezyon özelliğine sahip olan, renksiz, tatsız ve kokusuz sıvı bileşiktir. 2 adet Hidrojen atomu ve 1 adet Oksijen atom Su nedir sorusuna öncelikle canlılar için hayati öneme sahip olan sıvı cevabını verebiliriz. Su kohezyon özelliğine sahip olan, renksiz, tatsız ve kokusuz sıvı bileşiktir. 2 adet Hidrojen atomu ve 1 adet Oksijen atomundan oluşur. En küçük canlıdan, en büyüğe kadar tüm canlıların biyolojik yaşamlarını ve faaliyetlerini sağlayan bir sıvıdır. Yanıcı özelliği bulunmadığı gibi, ateşi söndürme özelliği bulunduğundan, yangınlarda fayda sağlar.  Yeryüzünün %70'i sulardan oluşur. Bu suların az bir kısmı kullanabilir özelliklere sahiptir. Bu suların %2,5'luk oranı içilebilmekte ve kullanılabilmektedir. Kalan bölümünü tuzlu sular ve yeraltı suları oluşturmaktadır.

    Suyun özellikleri nelerdir

    Kohezyon ve adezyon özellikleri: Suyun kohezyon özelliğinin olması, yani kendi moleküllerinin çekim gücü sebebiyle dağılmadan kalabilir. Moleküller birçok maddeye yapışabildiğinden, ıslatma özelliği bulunmaktadır. Adezyon özelliği sebebiyle çekim gücüde yüksektir. Kohezyon ve adezyon özellikleri suyu kopmadan yükseltir ve taşınmasını sağlar. Bu özellikler canlıların yaşamları açısından faydalıdır. Kohezyon ve adezyon özellikleri çarpışarak, su daha sek yani yumuşak hale gelir. Bu özellik suyun rengi ve tadı ile anlaşılabilir.

    Yüzey gerilim özelliği: Molekülleri arasındaki kohezyon kuvveti sebebiyle yüzey gerilimine sahip olan suyun bu özelliği gözle görülebilir. Çözünmez bir madde üzerine suyu döktüğünüzde, bu madde düşene kadar su üzerinde kalacaktır. Bunun sebebi moleküller arasındaki çekim gücündendir. Yüzeyde bulunan moleküller içeriye doğru çekilir. Bu durumda yüzeyde bir gerilim oluşur.

    Kılcal hareket özelliği: Bu özellik suyun oldukça dar bir kanal boyunca, yerçekimine karşı hareketini ifade eder. Bu hareket yerçekiminin adezyon kuvvetini yenmesine kadar devam eder. Doğada ağaçlarda bulunan kılcal damarlardaki suyun yukarılardaki dallara kadar çıkması, bu özelliğe verilebilecek bir örnektir. 

    Su Nedir

    Yüksek erime ısısına sahip olması: Suyun bu özelliği donmasını geciktirmektedir. 1 gram buzu eritebilmek için, 0 derecede 80 kalori gerekmektedir.

    Isınma ısısının yüksek olması: 1 gram suyun sıcaklığını bir derece arttırmak için, bir kalorilik enerji gerekmektedir. Bu ısınma ısısı, amonyak dışındaki maddelerden daha yüksektir. Su bu özelliği sayesinde, daha fazla enerjiyi sıcaklığı arttırmadan toplayabilir.

    Buharlaşma ısısının yüksek olması: 1 gram suyu 100 derecede su buharı haline getirebilmek için 539 kalori gerekmektedir. Bu özellik canlı sisteminin izotermal olmasında önemli bir yere sahiptir. 

    Donma noktası farklıdır: Su yüzeyden başlayarak donmaya başlar. Çoğunlukla diğer kimyasallar dipten yukarıya doğru donmalarına rağmen, suyun katı hali olan buzun, sıvı halinden daha hafif olması sebebiyle, donma yüzeyden başlar. Göllerin önce üstünün donması bu sebepledir. Soğuk yerlerde bu özellik su içerisindeki canlılara yaşam olanağı sağlar.  

    Elektriksel iletkenlik: Su içerisinde elektriksel iletiyi sağlayan etkenler, su içerisinde bulunan mineral tuzlar ve karbondioksit iyonlarıdır. Su güçlü bir iletken olarak düşünülse de, bu iletkenlik oldukça azdır.

    Suyun insanlar için önemi nedir

    Yetişkin insanların vücudunun % 70'i sudan meydana gelir. Bu insanların kilosuna, yaşına ve cinsiyetine bağlı olarak değişiklikler gösterebilir. Yaş ilerledikçe, kadınlarda, zayıflarda su oranı daha düşüktür. Gıda ve içecekler ile sindirime alınan su, buradan kana ve kılcal damarlara geçerek, doku sıvısı haline gelir. Dokulardan kan dolaşımına, böbreklere, oradan da idrar, deri, solunum ve sindirim yoluyla dışarıya atılır. Günde 2500 ml su yetişkin bir insan için yeterlidir. Suyun vücuda girmesi ve atılması belli bir dengede olmalıdır. Vücuttan atılan su, alınan suyla dengede tutulmalıdır. İnsanların susuz yaşaması ço]]> Su Olmasaydı https://www.su.gen.tr/su-olmasaydi.html Sun, 09 Dec 2018 07:20:54 +0000 Su Olmasaydı, evrendeki tüm canlılar için hayat olmazdı, yeryüzünde en fazla bulunan maddelerden olan su hayatın temelidir. Öyle ki su olmasaydı hayat ve yaşam belirtisi olmazdı. Okyanuslar ve denizler yeryüzünün Su Olmasaydı, evrendeki tüm canlılar için hayat olmazdı, yeryüzünde en fazla bulunan maddelerden olan su hayatın temelidir. Öyle ki su olmasaydı hayat ve yaşam belirtisi olmazdı. Okyanuslar ve denizler yeryüzünün yaklaşık olarak onda yedisini kaplamaktadır. Atmosferde, toprakta ve yeryüzün de yaşayan tüm canlılarda su vardır. İnsan vücudunun hemen hemen üçte ikisi sudan oluşur ve besinlerin, özellikle meyve ve sebzelerin büyük bir kısmı da sudur.

    Güneş ısısı okyanus ve deniz suyunu ısıtarak buharlaşmaya sebep olur. Su buharlaşıp diğer minareler kalır ve kalan mineraller suya karışırlar. Denizlerin ırmaklardan ve diğer dökülen akarsulardan çok daha fazla tuzlu olmasının nedeni budur.

    İçme sularının rahatlıkla içilebilmesi için içme suyunun belirli miktarlarda mineraller ve çözülmüş gazlar içermesi lazımdır.

    Su Olmasaydı

    Evrendeki hayatın varlığı sudur. Güneş ısısı suyu etkileyerek buharlaşmasını sağlar ve ısınarak buharlaşan su damlacıkları bulutlar şeklinde atmosferde kümelenir. Buharlaşarak oluşan bu kümeler yeterli derecede büyüklüğe gelince yağmur, kar ve dolu şeklinde yeryüzüne inerek yaşamın devam etmesini sağlarlar. Bu doğa olayına yağış denir ve suyun toprakla buluşması bu süreçte gerçekleşir.

    Tabiatta bulunan bitkiler su ihtiyaçlarını topraktan emerek karşılarlar ve bu suyun bir kısmı terleme sonucunda yeniden atmosfere salınır. Buharlaşma, terleme ve yağış şekli ile su çevrimini meydana getirir. Akarsular ve yağan yağmur yeryüzünü ilerleyen zaman içinde büyük değişikliklere uğratır.

    Günümüzde var olan devası barajların yardımıyla dökülerek denizlere karışan suların bir bölümü barajlar sayesinde tutulabilmektedir. Bu yapay depolarda biriken sulardan faydalanılarak elektrik ihtiyacını karşılamak için hazırlanan su türibinleri çalıştırılarak Şehirlerin ve kasabaların su ihtiyaçları sağlanır.

    Yeryüzünde yaşayan tüm canlılar suya muhtaçtır. Peki ya su olmasaydı nasıl olurdu Yeryüzünde yaşam olmazdı. Dünya da yaşam ve hayat olmasının tek şartı sudur. Yaşamın devam edebilmesi için gerekli dengeler su ile birlikte devamlılığını korur.

    Dünyanın büyük bir bölümü yani dörtte üçü sudur. Suyun önemli sayılabilecek bir kısmı da gökyüzünde bulunmaktadır. Bulutların içerisinde tonlarca su bulunabilmektedir. Bulutlardaki suların bir bölümü belli aralıklarla yağış şeklinde yeryüzüne inerler. Nefes aldığımız her ortamda ki soluduğumuz havanın içinde her zaman belirli seviyede su buharı mevcuttur.

    Tüm bunlar bir yana insan vücudunun bir bölümü yaklaşık olarak yüzde yetmiş beşi sudur. ( belirtilen bu miktar kişiye, yaşa, vücut bileşimine ve cinsiyete göre değişebilmektedir) insan vücudundaki dokuların tümü su içerir. Kemiklerin oldukça sert görünümlerine rağmen yüzde yirmi ikisi sudur ve kandaki su oranı yüzde seksen üçtür. Ayrıca bitkilerde ve hayvanlarda ise su miktarı yüzde doksan civarında çok yüksek oranlarda bulunabilmektedir. Bu nedenle susuz bir yaşamın düşünülmesi mümkün değildir.

    Tüm sıvıların ısıları düştükçe hacimlerini kaybederler ve yoğunlukları fazlalaşıp soğukla temas eden bölümleri ağırlaşır. Bu sebepten dolayı sıvı maddelerin donarak katılaşması sıvı şekillerine nazaran daha ağırdır. Ancak bu kurala uymayan tek sıvı sudur. Suyun ısısı düşerek hacim kaybedince değişik sıvılardan farklı bir durum alarak genişlemeye başlar. Don haline ulaşınca genleşir ve bu nedenden suyun don hali sıvı şeklinden daha hafiftir.

    Bu durum fizik kurallarında buzun suyun altına inmesi gerekirken suyun üzerinde kalarak yüzmesinin nedeni budur. Suda var olan bu özellik evrendeki yaşam açısından oldukça büyük bir önem taşımaktadır. Şayet suyun böyle bir özelliği olmasaydı, yeryüzü üzerindeki suların büyük bir kısmı tamamen donardı. Bu durumda da denizler ve göllerde yaşam kalmazdı. Suda bulunan bu mucizevi özellik sayesinde evrendeki canlı yaşamının devamlılığında old]]> Su https://www.su.gen.tr/su.html Sun, 09 Dec 2018 20:09:02 +0000 Su, Renksiz, kokusuz, Hidrojen ve oksijen atomlarının birleşiminden meydana gelmiştir. Aslında Hidrojen ve oksijen atomları ayrı olduklarında ikisi de yanıcı atomlardır. Fakat bir araya geldiklerinde su oluşur ve yanıcı olm Su, Renksiz, kokusuz, Hidrojen ve oksijen atomlarının birleşiminden meydana gelmiştir. Aslında Hidrojen ve oksijen atomları ayrı olduklarında ikisi de yanıcı atomlardır. Fakat bir araya geldiklerinde su oluşur ve yanıcı olmayan bir maddedir.

    Dünya kurulduğundan bu yana insan oğlunun gereksinim duyduğu, kısaca, içme, yıkanma, yiyecekleri yıkama, giyecekleri yıkama, gibi ihtiyaçlarını karşıladığı, ve yokluğunda en fazla 72 saat onsuzluğa dayanabildiği bir maddedir su. Genelde yerel yönetimler tarafından halka sunumu yapılır. Sağlıklı sunumunun sağlanmasının denetimi Sağlık Bakanlığınca yapılır. 

    Kaynağından musluğa hiçbir kirlilik etkeninin bulaşmaması gerekmektedir. Kaynaklar çoğunlukla yerleşke dışında, ormanlık alanlarda bulunduğundan dolayı hayvan dışkılarının bulaşma riski çoktur. Eğer böyle bir durum yaşanır ve sunum halka bu şekilde arıtma yapılmadan yapılırsa, salgın hastalık baş gösterir ve bu hastalık ishal dediğimiz “Akut Gastro Enterittir”. Bu nedenle su en büyük ihtiyaç maddemiz bunu sağlıklı tüketmemiz gerekmektedir. İçerisinde barındırdığı milyonlarca mineral sayesinde vücudun ulaşmadığı bir noktası, faydalı olmadığı bir hücresi yoktur. 

    Su

    Kemik gelişiminden, kan hücrelerinin dengeli çoğalmasına, sindirimin sağlıklı işlemesinden, ten renginin oluşmasına kadar her konuda görevi vardır. İshal olduğunda bir insan sıvılaşmış gaita yoluyla vücuttaki suyu atmaya başlar ve bir süre sonra vücudun sıvı dengesi alt üst olur. Kendimizi bir anda yatakta buluruz. Kafamız kalkmaz. Öyle bir bağlanmışız ki suya hastalığa sebep oldu şimdi o olmadan iyileşmek mümkün değil.

    İşte böyle yaratmış suyu yaradan insana hizmet için insandan daha üstün bir olgu. Çöllerde susuz kalmamanız dileği ile. 

    ]]>